19. Ceza Dairesi
19. Ceza Dairesi 2016/5917 E. , 2017/3660 K.
"İçtihat Metni"Marka hakkına tecavüz suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Adalar Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/11/2014 tarihli ve 2014/829-469 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/01/2015 tarihli ve 2015/2429 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 04.04.2016 gün ve 14497 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2016 gün ve KYB. 2016 / 140168 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında,
Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda içinde “Anka” kelimesinin yer aldığı şeklin 28/08/2008 tarihinde müşteki şirket adına tescil edilmiş marka olduğu, yine sadece “Anka” kelimesinin de 21/05/2013 tarihinden itibaren müşteki şirket adına tescil edilmiş marka olduğu, her iki simgenin “geçici konaklama hizmetleri” sınıfında tescilli olduğu, ancak şüphelinin işletmekte olduğu “Anka Pansiyon” isimli işyerinde “Anka” kelimesini kullandığı ve bu şekilde internette tanıtım yaptığının anlaşılması karşısında, şüphelinin eyleminin marka hakkına tecavüz suçunu oluşturacağı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü: Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 21/01/2009 tarihli 5833 sayılı Kanun'un 3. Maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 556 Sayılı KHK'nın 61/A-1 maddesinde yer alan, güncel haliyle 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. Maddesinde yer alan "marka hakkına tecavüz" suçunun unsurlarının, "Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla; satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak" olduğu, suçun oluştuğunun her türlü delille ispatının mümkün olduğu, şikayetçi vekilinin dosyaya hak sahipliği belgelerini, şikayete konu marka hakkına tecavüz ettiği iddia edilen hizmet alanlarını ve emtia listesini, buna dair şüphelinin kullandığı "Anka" kelimesi ve hizmet verdiği pansiyona dair yapılan delil tespiti ve bilirkişi raporunu sunmak suretiyle kamu davası açılması için şikayette bulunduğu, ancak bunun üzerine savcılık tarafından başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın "şüphelinin fiilinin marka hakkına tecavüz fiilini oluşturmayacağı, kullandığı Anka Pansiyon kelimesinin, şikayetçinin tescilli markası olan logosu ve markasının şüphelinin kullandığı alan ve hizmet sektörü ile tamamen farklı olduğu, tescilli kelime ve logoyla benzerlik içermediği, iltibas veya iktibasa yol açmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.
Soruşturma dosyası incelendiğinde, şüphelinin suça konu "Anka Pansiyon" ismini kullandığı pansiyonunda delil tespiti yapıldığı, dosyada yer alan bilirkişi raporunun sonuç kısmında "şüpheli ve şikayetçinin iştigal alanlarının aynı olduğu, kullanılan isimlerin aynı isimler olduğunun yazıldığı" Savcılık makamının dosyada toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu, delillerin suçun unsurlarını oluşturduğuna dair takdirin ise mahkemeye ait olduğu nedenleriyle, dosya içerisinde kamu davası açmaya yeterli delilin toplandığı anlaşılmakla,
Yukarıda izah edilen nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 09/01/2015 tarihli ve 2015/2429 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.