11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/9802 E. , 2014/2573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2012 tarih ve 2010/745 - 2012/88 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin küçük yaşta iken babası ... tarafından davalı ...ye devredilen ... Bankası ....ye ortak edildiğini, 2001 yılında bu bankaya BDDK tarafından el konulduğunu ve yönetiminin ...'ye devredildiğini, bu tarihte dahi müvekkilinin ergin olmadığını, ... Bankası Fon'a devredildikten sonra bankanın ortağı olduğu gerekçesiyle müvekkili aleyhine 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapıldığını, ödeme emrinin iptali için müvekkilinin idari yargı yerinde dava açtığını, ancak bu davadaki karar kesinleşmeden ... ile müvekkilinin babası arasında bir protokol imzalanmasının gündeme geldiğini, bu protokol şartları gereği ve babasının ricasıyla müvekkilinin açmış olduğu davadan feragat etmek zorunda kaldığını, daha sonra müvekkilinin babasının protokol hükümlerine uymadığından bahisle davalı ...'nin takiplere devam ettiğini, müvekkilinin, babası tarafından ... Bankası ....ye ortak edilmesi işleminin müvekkilini borç altına sokan bir işlem olduğunu, Medeni Kanun'un 345. maddesi uyarınca bir kayyım katılmadığından ve hakim izni olmadığından bu işlemin geçersiz bulunduğunu, hakim tarafından anılan hususun re'sen gözetilmesinin gerektiğini, zira söz konusu işlemin mutlak butlanla batıl olduğunu, butlanla sakat bir işlemin herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceğini, dolayısıyla işbu davanın açılmasında hukuki yararının olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ... Bankası ....ortaklığının geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ... vekili, davanın husumetten reddinin gerektiğini, zira bir bankaya hakim hissedar olma işleminin BDDK'nın tasarrufunda olduğunu, davacının işbu davaya açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının idari yargıda sonuç elde edemediğinden kötüniyetli olarak kamu alacağını ödememek için adli yargıda aynı taleplerle işbu davayı açtığını, önceden mevcut bir geçersizliğe veya haksızlığa çıkarı sona erince itiraz etmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının babası tarafından ... Bankası ....ye ortak edilmesi işleminin, TMK'nın 345 maddesi kapsamında kalan bir işlem olmadığı, zira bu işlemin davacı ile babası arasında menfaat çatışması doğurmadığı, dolayısıyla söz konusu işlemin yapılması için kayyım tayinine gerek bulunmadığı, davacının babasının velayet hakkını kötüye kullanması halinde TMK'da bunun sonuçlarının düzenlendiği, ancak böyle bir halin de ileri sürülmediği, kaldı ki uyuşmazlığın davacı ile velayet hakkını kullanan dava dışı baba arasında doğduğunu, böyle bir uyuşmazlıkta davalılara husumet yöneltilemeyeceği, diğer taraftan taraflar arasındaki uyuşmazlıkların temelde eda hükmü taşıyan bir kararla sonlandırılabileceği, davacının ancak sonuç doğurucu eda hükmü ve infaz gerektirecek bir dava açması gerekirken tek başına tespit davası açtığı, oysa tespit davasının ileride açılacak olan eda davasının öncüsü olduğu, davacının idari yargı yerlerinde açtığı birçok eda davasının reddedildiği, ileride açılabilecek bir eda davası olmadığından davacının işbu tespit davasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, geçersizliğinin tespiti istenilen işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun'un 271. maddesi uyarınca, çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın yararına olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak tasarruflarda çocuk, borç iltizam etmiş ise bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdikinin gerekmesine, somut olayda ise davacının, küçük yaşta iken dava dışı babası tarafından anonim şirket ortağı yapılmasına ve böyle bir işlemin yukarıda değinilen madde kapsamında kalmamasına, esasen Dairemizin 05.12.1986 gün 1986/6762-6565 E.K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere küçüklerin özellikle sınırlı sorumluluk esasına göre düzenlenmiş anonim şirketlere kanuni temsilcileri aracılığıyla ortak olabilmelerinin mümkün bulunmasına, mahkemece davanın sırf bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelere dayanılması doğru değil ise de yukarıda belirtildiği üzere hükümsüzlüğü istenilen işlemin geçerliliği, kayyım iştirakine ve hakim onayına bağlı bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.