17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2016/18161 E. , 2017/5810 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı alacaklı vekili, borçlu ... akkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu 10-11 nolu parselleri diğer davalı ...'e devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın görülebilmesi için gerekli dava şartlarının somut olayda gerçekleşmedeğini, ivazlar arasında bedel farkı olmadığından haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, aciz belgesinin sunulmadığını, bedel farkı olmadığını müvekkilinin borçlu ile ticari ilişki dışında bir ilişkilerinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, borçlunun aciz halinde olduğu, borcun doğmundan sonra taşınmazları elinden, devrin kötü niyetle yapıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve vekalet ücreti yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarına ilişkirdir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve davalı borçli ile üçüncü kişi arasınad ticari ilişkinin mecut olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğu bu hali ile İİK'nun 280. maddesinde belirtilen borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan olmasına göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının tümünün reddi gerekmiştir.
2.Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğine göre vekil ile temsil edilmiş olan davacı yararına dava konusu taşınmaz değerinden düşük olan alacak miktarı üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hiç karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, H.U.M.K’nun 438/7.maddesi uyarınca bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.