15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2017/15197 E. , 2017/18147 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
hakkında ayrı ayrı)
2.TCK'nın 204/1, 62 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet (Her iki sanık hakkında ayrı ayrı) Sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii ve sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik bir temyiz talebi bulunmadığından, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dosya içeriği incelendiğinde, sanıklardan ... müdafii Av. ...'un 25.05.2016 tarihli temyiz dilekçesinde, dava sırasında sanık ... müdafii Avukat ...'un vefat ettiğinden bahsedildiği, bu durumda mahkemece sanık ... müdafii Avukat ...'un vefat edip etmediği hususu araştırılarak vefat ettiğinin tespiti halinde, bu durumun sanık ...'a bildirilmesi ve gerekçeli kararın da sanık ...'a tebliğ edilmesi gerektiği halde, mahkemece Avukat ...'un vefat edip etmediği araştırılmadan, doğrudan avukat ...'un dilekçesi ile gerekçeli kararın sanık ...'a cezaevinde tebliğ edilmesinin istenildiği, cezaevinin 20.06.2016 tarihli cevabi yazısında da, sadece gerekçeli kararın tebliğinden bahsedildiği, avukat ...'un dilekçesinin tebliğ edildiğinden de bahsedilmediği, sanığın müdafiinin vefat edip etmediği kesin bir şekilde belirlenmeden ve vefat etmiş ise vefat hususu sanığa mahkemece bildirilmeden yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu kapsamda,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.11.2016 tarihli eksikliği giderme yazısı üzerine 08.12.2016 tarihinde sanığa usulüne uygun şekilde tebliğde bulunulduğu ve sanığın hükmü 12.12.2016 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, sanık ...'un temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıklar ... ve ...'in, fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle, şikayetçi ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın satışı için vekaletname çıkarmak üzere, şikayetçi Sefer'e benzeyen ve onun yaşlarında olan, ancak açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir şahsı da yanlarına alarak Sincan 5. Noterliği'ne gittikleri, şikayetçi ...'ün kimlik bilgilerini içeren, ancak; üzerinde açık kimliği tespit edilemeyen şahsa ait fotoğraf bulunan ve aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanını, taşınmazın satışı için sanık ...'e yetki veren vekaletname çıkarmak için notere ibraz ettikleri, Sincan 5. Noteri ...'un, ...'ün 1932 doğumlu olması nedeniyle akli melekelerinin yerinde olup olmadığına dair rapor aldırılmasının gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanıkların Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 11/06/2007 tarihli, içeriği itibariyle sahte olan doktor raporunu temin ederek tekrar noterliğe döndükleri, ... adına kayıtlı taşınmazın satılması için sanıklardan ...'in vekil tayin edilmesine ilişkin vekaletnamenin düzenlendiği, ancak; imzalar henüz tamamlanmadan noter ...'un durumdan şüphelenerek ibraz edilen nüfus cüzdanındaki bilgileri araştırmaya başladığı, kendisini ... olarak tanıtan şahsa kimliğiyle ilgili sorular sorması üzerine, sanık ...'un ibraz etmiş olduğu nüfus cüzdanını geri alarak sanık ..., vekaletnamede tanık olarak gösterilen ... ve ... ile birlikte noterlikten ayrıldıkları iddia edilen olayda;
1.Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ... müdafii ve sanık ...'un, atılı suçları işlemediklerine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2.Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Noterlik bir kamu hizmeti olmasına rağmen, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmaması karşısında, şikayetçi ... adına kayıtlı taşınmazın satışı için vekaletname düzenlenirken, kamu kurumu olan Nüfus Müdürlüğü'nün maddi varlıklarından sayılan nüfus cüzdanı kullanılması nedeniyle, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde düzenlenen “Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, teşebbüs nedeniyle cezada indirim yapılırken uygulama maddesi olarak TCK'nın 35/2. maddesi gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ve sanık ...'un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında teşebbüs uygulamasına ilişkin kısma “TCK'nın 35/2. maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/07/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.