15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2017/11546 E. , 2017/18296 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
*Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... açısından nitelikli dolandırıcılık suçu açısından beraat, *..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... açısından resmi belgede sahtecilik suçu için beraat, *..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... açısından resmi belgede sahtecilik suçu için hükmün açıklanmasının geri bırakılması, *Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçu açısından davanın reddine
Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ...'in ve ...'ın beraatine ilişkin hükümler Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından, sanık ... açısından ise davanın reddine ilişkin hüküm Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından, nitelikli dolandırıcılık suçu açısından diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ...'ın beraatine dair hükümler ise katılan vekili, sanıklar ... ve ... müdafii tarafından , resmi belgede sahtecilik suçu açısından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın beraatine ilişkin hükümler ise Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından, ayrıca ...,... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar sanık ... müdafii ve diğer sanıklar ... ve ... müdafiisi tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1.Sanık ... müdafii ile sanıklar ... ile ... müdafinin resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına dair temyiz taleplerinin incelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı Kanun'un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından,
CMK'nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanıklar ...'nin ve ...'nın haklarını ortadan kaldırmayacağından sanıklar müdafinin verdiği temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ve sanık ... müdafiinin itiraz dilekçesi bakımından da görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2.Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklar müdafiinin atılı suça ilişkin verilen beraat hükümlerini temyizde hukuki bir yararı olmadığı gibi, hükümlerin gerekçesine yönelik bir temyizi de bulunmadığından temyiz inceleme başvurusunun 5320 sayılı Kanun’un 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
3.Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan davanın reddine dair hükümle ilgili müdafiinin vekalet ücreti ile sınırlı olarak yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde; 1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine yargılandığı tüm suçlardan beraat ettiği takdirde maktu avukatlık ücretine hükmedileceği, somut olay değerlendirildiğinde kendisini vekil ile temsil ettiren sanık hakkında atılı suçtan davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından, mahkeme tarafından verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya,mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
4.Sanıklar... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ve yine sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... açısından resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümleri ile ilgili Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili, ayrıca diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... açısından nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat hükümleri ile ilgili katılan vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklardan ..., ... ve ...'ın görev yaptıkları hastane ve sağlık ocaklarında; diğer sigortalı sanıklara ait sahte sağlık kurulu raporlarına istinaden onların gıyabında reçete tanzim ettikleri ve bu reçetelerin bir başka dosyada sanık konumunda olan eczacı ve çalışanları tarafından katılan kuruma fatura edildiği, böylece doktorların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak muayene etmeden reçete düzenleyerek görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri, diğer sanıkların ise usule aykırı olarak adlarına sahte rapor tanzim edilmesini sağlayarak bunu kullanıp ilaç temin ettikleri ve katılan kurumun zarara uğramasına sebep oldukları iddia edilen olayda;
Sigortalı sanıkların sahte raporlarda yazan hastalıklara sahip olup olmadığı ve raporlardaki teşhislerle reçetelerdeki ilaçların birbirlerine uyup uymadığı, gerçek bir muayene işlemi sonucu düzenlenip düzenlenmediği ve ayrıca reçetelerin hastalar tarafından doktorlara yazdırılarak eczaneye verilip verilmediği hususlarının dosyadaki bilirkişi raporlarında yer almaması karşısında;
Sağlık kurulu raporlarında ve reçetelerde isimleri yazılı sanıkların gerçekte bu ilaçları alıp almadıkları, reçetelerdeki imza ve yazıların hastalara ait olup olmadığına yönelik bilirkişi raporu alınması veya bağlantılı bir başka dosyada imza yazı incelemesine yönelik mevcut bir rapor var ise bunun temini; gerektiğinde tüm dosyanın içerisinde tıp, eczacılık, ilaç, sağlık ve sosyal güvenlik alanında uzman bilirkişiler bulunan bir heyete verilmesi suretiyle rapor, reçete ve sanıkların hastalıklarının uyumunun tespit ettirilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayan ve denetime elverişli bulunmayan bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.