13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2014/16473 E. , 2015/22271 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan 18/12/2009 tarihinde 90.000,00 TL konut kredisi kullandığını, daha sonra ekonomik durumunun bozulması nedeniyle taksit borçlarını ödeyemediğini, davalı banka tarafından müvekkili hakkında ... 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4739 takip sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı bankaya takipten önce yaptığı ödemelerin çok daha fazla olduğunu beyanla icra dosyasından davalı bankaya ödenen yaklaşık 39.000,00 TL miktar kadar bankadan gelecek ödeme ekstresi miktarına göre fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile borçlu olmadıklarının tespite karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ; davacının davalıya ... 3. İcra Müdürlüğünün 2012/4739 E.sayılı takip dosyasına konu edilen taraflar arasında yapılan konut kredisinden dolayı 79.869,05 TL ana para alacağı, 2.544,42 TL ödenmeyen taksitlerin faiz tutarı, 86,77 TL masraf, 1.175,78 TL hesap kat tarihine kadar ödenmeyen taksitlerin ana paralar için hesaplanan gecikme faizi, 2.668,74 TL hesap kat edildiği tarihten takip tarihine kadar hesaplanan asıl alacağa ilişkin temerrüt faiz tutarı, 133,44 TL temerrüd faizi için hesaplanan BSMV olmak üzere 86.478,20 TL ( borçlu olduğu miktar ) dışında borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin reddine , davalının tazminat talebinin reddine , fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Davacı davalıdan aldığı konut kredisi taksitlerini düzenli ödeyemediğinden davalı banka tarafından takibe geçilmiş, davacı bu kadar fazla borcu olmadığını iddia etmiştir, davalı ise 3 taksit ardı ardına ödenmediğinden hesabı kat ederek haklı olarak tüm borç için takibe geçtiklerini savunmuştur. Her ne kadar mahkemece, davalı banka tarafından davacıya gönderilen muacceliyet ihtarı usulüne uygun bulunarak tüm borcun muaccel hale geldiğinden bahisle davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde “… Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir. Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.”hükmü yer almaktadır. Dosya kapsamı ile davacı borçlunun birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmüş olduğu sabittir. Buna göre davalı bankanın kredi sözleşmesinin 10.maddesinde saklı tuttuğu hakkını kullanabilmesi için 4077 sayılı kanunun 10.maddesi hükmüne göre birbirini izleyen en az iki taksidin belirlenerek ödenmesi, aksi halde bakiye tüm taksitlerin muaccel olacağı uyarısını taşıyan ve 7 gün süreli ihtarname gönderilmesi gerekir. Davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarda önce ödenmeyen taksitler için süre verilmesi gerekirken tüm borcun ödenmesinin istendiği bu haliyle davalıya yapılan ihtarın usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından bu ihtar 4077 sayılı kanunun 10.maddesi şartlarına uygun bir muacceliyet ihtarı olarak kabul edilemez ve dolayısıyla tüm kredi borcu için takip yapılamaz. Ancak davalı banka, davacı borçlunun hesap katinde ve takip tarihinde halen ödemediği ya da eksik ve geç ödediği taksitler nedeniyle gecikme faizi ve diğer ferileriyle birlikte takip yapma hakkına sahiptir. Mahkemece, davacı borçlunun takip tarihine kadar ödemediği taksitlerle, geç ödeme nedeniyle gecikme faizi ve ferilerinin miktarı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenecek miktar üzerinden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yasaya uygun olmayan ihtarla tüm kredi borcunun muaccel olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2..Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.