2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2017/6306 E. , 2018/1984 K.
"İçtihat Metni"
Hırsızlık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/2 ve 81/2. maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair AYDIN 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2011 tarihli ve 2010/740 esas, 2011/339 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17.10.2017 gün ve 10510/2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2017 gün ve 2017/58963 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, aynı suçtan mahkumiyetine karar verilen diğer sanık ...n anılan kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16/04/2013 tarihli ve 2012/5941 esas, 2013/8606 sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği ve bozma sonrası aynı Mahkemenin 2013/562 esasına kayden yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair verilen kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/01/2017 tarihli ve 2016/12083 esas, 2017/559 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, eylemi diğer sanık ile birlikte gerçekleştiren sanık hakkında lehe aleyhe değerlendirme yapılırken eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 142/1-d, 143. maddeleri ile 765 sayılı Kanun'un 493/2- son (mükerrir), 81/2-3. maddelerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/2. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; geceleyin birden fazla kişi ile işyerinden haksız yere elde bulundurulan anahtarla yapılan hırsızlık eyleminin, şikâyetçiye karşı hırsızlığın yanı sıra, 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4, 119/1-c maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu halde, mahkemece “şikâyetçinin zararının giderildiği ve uzlaşmak istediğine dair beyanı dikkate alınarak iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunun uzlaşma kapsamında olduğu” değerlendirilmek suretiyle bu suçla ilgili bir uygulama yapılmadığı, oysa Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/1142 E., 2013/17 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere,
TCK'nın 119. maddesi kapsamındaki nitelikli iş yeri dokunulmazlığını bozma suçu,
CMK'nın 253/1. fıkrası “b” bendi 3 no’lu alt bendi kapsamı dışında bulunduğundan uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği, dolayısıyla bu suçtan da ceza verilmesi gerektiği ve 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 143. maddelerinin yanı sıra aynı Kanun’un 116/2-4 ve 119/1-c maddeleri gereğince uygulama yapıldığında, hükümlü için 765 sayılı TCK hükümlerine göre tayin olunan cezanın daha lehe olacağı gözetilerek mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden (AYDIN) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 30.03.2011 gün ve 2010/740 E., 2011/339 K. sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 28.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.