3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2018/1243 E. , 2018/2834 K.
"İçtihat Metni"Kasten yaralama suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 125/4, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca üç kez 2.320 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2016 tarihli 2015/169 esas, 2016/69 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 10.01.2018 tarih ve 2017/1985 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.01.2018 tarih ve 2018/4020 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, sanığın katılanlar.... ... ve ...'e yönelik kasten yaralama eylemine ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinin tatbikinden sonra uygulama yeri bulunmayan 125/4. maddesiyle artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayininde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm, daha sonra davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 305 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan, bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır. Kanun yararına bozma yasa yolunun ise temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, amacının ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi olup bu kanun yoluna başvurulabilmesi için ilk ve temel koşulun, verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29/06/2010 gün ve 11/70-159, 22/05/2012 gün ve 2011/8-498 Esas, 2012/211 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sadece CMK'nin 231. maddesinin 5-14 fıkralarında belirtilen suça ve sanığa ilişkin objektif koşulların oluşup oluşmadığı noktasında kanun yararına bozma incelemesine konu olabilecek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise henüz hukuken varlık kazanmadığından incelemeye tabi tutulamayacak, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde kanun yararına bozma incelemesine konu olabilecektir. Kanun yararına bozma talebinde belirtilen hukuka aykırılığın hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedeniyle kanun yararına bozma konusu yapılması olanaklı bulunmadığından ve kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden, Adalet Bakanlığı'nın bu yöndeki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; 21.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.