8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/1170 E. , 2018/2218 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Şikayet eden borçlu ... vekili müvekkilinin babasından intikal edecek taşınmaz ve araç üzerine haciz konulduğunu, müvekkilinin babasi İbrahim Mert'in mirasını reddettiğini, bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle taşınmazlar ve araç üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece; borçlunun babası ...den intikal eden mirasın şikayet eden ... tarafından kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiği, kararın 25/11/2015 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından muris...adına kayıtlı taşınmazlardan borçluya hisse intikal edemeyeceği gerekçesiyle taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece 21.12.2015 tarihli ek karar ile de ''Davacı vekilinin talebinin kabulü ile; mahkememiz 17/12/2015 tarihli 2015/1040 esas ve 2015/947 sayılı kararının hüküm fıkrasının 1. maddesinin "Şikayetin kabulüne; borçlunun murisi...adına kayıtlı taşınmazlar ile araçlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. Alacaklı vekili tarafından ilk karar ve ek karar temyiz edilmiştir. HMK’nın 294/1. maddesinde, “ Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür”, düzenlemesine; Aynı Kanunun 304/1. maddesinde, “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir....”, hükmüne; Yine aynı Kanunun 305. maddesinde de; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda anılan yasa hükümlerine ve Dairemiz ile Yargıtay’ın diğer Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik uygulamalarına göre, mahkemece esas hakkında karar verilmesiyle davadan el çekildiğinden, bu aşamadan sonra herhangi bir nedenle dosyanın ele alınarak tashih yoluyla da olsa esasa ilişkin yeni bir karar verilmesi mümkün değildir. Yerel mahkemece, ancak Yargıtay’ca kararın bozulması halinde yeniden esas hakkında karar verilebilir. Somut olayda mahkemece, 17.12.2015 tarihinde, şikayetin kabulü ile borçlunun murisi ... adına kayıtlı taşınmazlara ilişkin hacizlerin kaldırılmasına karar verildikten sonra, şikayet eden borçlunun ... plakalı araç üzerindeki haczin de kaldırılması gerektiğini belirtir dilekçesi üzerine; 21.12.2015 tarihinde dosyanın ele alınarak bu defa borçlunun murisi...adına kayıtlı taşınmazlar ile araçlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi yukarıda belirtilen yasa hükümlerine ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına aykırıdır. Esas hakkındaki ilk karar Yargıtay’ca bozulup ortadan kaldırılmadan, dosyanın ele alınarak esasa ilişkin yeni bir karar verilmesi verilen kararın kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.Bu nedenle 21.12.2015 tarih, 2015/1040 Esas, 2015/947 Karar sayılı ek kararın, tashih ya da tavzih şartlarını taşımaması sebebi ile yok hükmünde olduğundan kaldırılmasına oy birliği ile karar verildikten sonra, mahkemenin 17.12.2015 tarihli 2015/1040 Esas, 2015/947 Karar sayılı kararına yönelik, alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi: Şikayet, icra (ve iflas) dairelerinin kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için başvurulan bir kanun yoludur. Şikayet ve şartları İİK.'nun 16. maddesinde düzenlenmiştir. Şikayet, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı başvurulan kendine özgü bir kanun yolu olup, bir dava değildir. Bu nedenle şikayette davacı ve davalı terimlerinin yeri yoktur. Şikayette iki taraf vardır: 1)Şikayet eden, 2)Şikayet olunan (karşı taraf). İcra müdürünün bir işleminden zarar gördüğünü bildiren her ilgili, o işlem hakkında şikayet yoluna başvurabilir. Başka bir deyimle, icra müdürünün bir işlemini, yukarıda belirtilen dört sebepten birine dayanarak iptal ettirmek veya düzelttirmekte hukuki menfaati (yararı) bulunan herkes, şikayette bulunabilir. Bir kimsenin, bir işlemin iptal edilmesinde veya düzeltilmesinde, korunmaya değer bir menfaati (yararı) vardır diyebilmek için o işlemin doğrudan doğruya kendi hukuki durumuna ilişkin olması ve zararının bulunması gerekir. Şu halde şikayet hakkı, şikayet konusu işlemin iptal ettirilmesinde hukuken korunmaya değer bir menfaati (yararı) olan alacaklı, borçlu ve üçüncü kişilere aittir (Pr.Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Kasım 2004 baskı-sh.99). Somut olayda; borçlu aleyhine yapılan takip nedeniyle, borçlunun murisi adına kayıtlı taşınmaz ile araç üzerine borçlunun hissesine 12/10/2015 tarihinde haciz konulmuş olup,borçlu tarafından 09/07/2015 tarihinde vefat eden muris İbrahim Mert'ten kalan mirasın reddi davası açıldığı, ... 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.11.2015 tarih ve 2015/955 Esas, 2015/1022 Karar sayılı ilamı ile mirasın reddi talebinin kabulü ile borçlunun muris İbrahim Mert'in mirasını reddettiğinin tespit ve tesciline karar verildiği görülmektedir. Bu durumda borçlunun taşınmaz ve araç üzerinde hacze konu olabilecek herhangi bir hakkı kalmadığından haczin kaldırılması şikayetinde bulunmasında da hukuki menfaati yoktur. O halde mahkemece şikayetin hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.