8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2018/2391 E. , 2018/12305 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi-Kal-Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu 1290 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan bina ve serayı davalının kullandığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine, ecrimisile ve bina ve seranın yıkılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, bina ve seranın kendisine ait olduğunu ancak imar uygulaması sonucu çekişme konusu taşınmazda kaldığını söz konusu imar uygulamasının da iptal edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, imar uygulaması iptal edildiğinden tapu kaydının geçerliliğinin kalmadığı, bu suretle dava konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1290 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, anılan taşınmazın Çalkaya Belediyesi'nin 09.02.1998 tarih ve 46 numaralı encümen kararı ile 18. maddeye göre, imar uygulaması sonucu ihdas işleminden oluşan parsellerden olduğu, taşınmazın geldisi olan 3471 parsel sayılı taşınmazda davalı tarafından kullanılan ev ve seranın da içinde bulunduğu kısmının imar uygulamasına dahil edilerek bir kısmının 277 ada 3 parsele bir kısmının 277 ada 7 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiği, anılan encümen kararının ... 1.İdare Mahkemesi'nin 09.01.2008 günlü 2007/780 Esas ve 2008/15 Karar sayılı ilamı, aynı mahkemenin 2006/3163 Esas ve 2007/113 Karar sayılı ilamı ile Danıştay 6. Dairesi'nin 2008/1209 Esas, 2010/1214 Karar sayılı ilamı ile iptaline karar verildiğine dair belediye başkanlığının cevabı bulunduğu, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesinde ihdas işleminin İmar Kanunu'nun 18.maddesine aykırı olduğuna dair şerhin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari işlemin iptal edilmesi halinde, bu suretle oluşan kayıtların yolsuz tescil durumuna düşeceği, öte yandan idari işlemi iptal eden İdari Yargı kararının niteliği itibariyle önceki kayıtları kendiliğinden ihyâ etmeyeceği kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, imar parselinin imar işleminin iptal edilmesi sebebiyle ortadan kalktığının tespit edilmesi halinde; öncelikle geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işleminin tamamlanıp tamamlanmadığının araştırılması, kadastral parsele geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemi tamamlanmış ise tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi; geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemine başlanmış ancak tamamlanmamış ise sonucunun beklenmesi, başlanmamış ise çekişmenin çözüme kavuşturulması açısından öncelikle taraflara imar çap kayıtlarının iptali ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumuna çevrilmesi bakımından dava açılması için olanak tanınması, açıldığı takdirde o davanın sonucunun beklenilmesi ve imar parselinin iptal edilerek kadastral mülkiyet durumuna dönülmesi halinde tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, hukuki dayanağı kalmayan imar kaydı üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.