Esas No
E. 2016/12852
Karar No
K. 2018/5655
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Tüketici Hukuku

13. Hukuk Dairesi         2016/12852 E.  ,  2018/5655 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı asıl borçlu İbrahim Alnıaçık ile temlik eden dava dışı banka arasında 2004 yılında imzalanan tüketici kredisine kefil olduğunu, kefalet sözleşmesine istinaden davalı tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2006/1308 E.sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... 2. Noterliğinin 2.8.2013 tarihli ihtarnamesi ile kefalet sözleşmesini feshettiğini, asıl borçlu hakkında başlatılan icra takibinin de müracaata bırakıldığını ileri sürerek takibin iptali ile kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dava, dava dışı asıl borçlu ile temlik eden davalı banka arasında 2004 imzalanan tüketici kredisine kefaletten dolayı davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10. maddesinin 3. fıkrası "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez" düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi yada müteselsil kefil ayrımı yapılmamış olup, emredici hükümlerin mahkemece resen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefillerden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda, mahkemece, 818 sayılı BK.’nun kefaletle ilgili hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, az yukarıda değinilen yasal düzenleme kapsamında bir araştırma ve değerlendirme yapmadan karar verildiği anlaşılmakta olup eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu varılan sonuç hatalıdır. O halde mahkemece, 4077 sayılı Kanun’un 10/3. maddesi kapsamında bir araştırma ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2.Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Tüketici Hukuku K818 md.10/3 K4077 md.10
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog