2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2018/2810 E. , 2018/7083 K.
"İçtihat Metni"Hırsızlık suçundan sanık ...'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/4 ve 522. maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/04/2002 tarihli ve 2002/182 esas, 2002/233 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu açısından değerlendirme yapılarak uyarlama kararı verilmesi talebi üzerine, hükümlünün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Kadıköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2005 tarihli ve 2002/182 esas, 2002/133 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/05/2018 gün ve 290/2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve 2018/41422 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162 esas, 2005/173 sayılı ilâmına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden ve müştekiye ait işyerinin kapı kilidini tornavida ile zorlayarak içeri giren sanık hakkında sadece nitelikli hırsızlık suçu yönünden değerlendirme yapılarak konut dokunulmazlığını ihlâl ve mala zarar verme suçları yönünden değerlendirme yapılmadan evrak üzerinden karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.5252 sayılı Kanun'un 9/1. maddesi, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK'nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiği,
2.İnfaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı nazara alınarak yapılan incelemede; sanığın olay günü kesin olarak belirlenemeyen bir zaman diliminde müştekinin iş yerine, giriş kapısının sağlam ve muhkem olmayan kilidini tornavida ile kanırtarak açıp içeri girmek suretiyle, pek fahiş değerde giyim eşyası ve parayı çalması şeklinde gerçekleştirdiği eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b. maddesi kapsamındaki hırsızlık suçunun yanı sıra, suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan aynı Kanun’un 116/2. maddesi kapsamındaki iş yeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1. madde kapsamındaki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, şikâyetin mevcut olması nedeniyle anılan suçlar yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip, 5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (KADIKÖY) 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 03.06.2005 gün ve 2002/182 E., 2002/133 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 30.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.