Esas No
E. 2013/2869
Karar No
K. 2013/3115
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/2869 E.  ,  2013/3115 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.02.2012 gün ve 343/173 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; 134 ada 2 sayılı parselin vekil edeni adına tespit ve tescil edildiğini, 134 ada 4 sayılı parselin ise, davalı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, ancak imar görmesi sonucu bu parselin 161 ada 1, 2, 3 ve 162 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 sayılı parsellere gittiğini, vekil edeninin kendi parseli ile birlikte kullandığı taşınmazın bir kısmının (yaklaşık 300 m2’sinin) kadastro tespiti sırasında davalı adına tapuda kayıtlı bulunan ada ve parseller içerisinde kaldığını açıklayarak bu miktarın içerisinde kaldığı ada ve parsel bakımından davalının tapu kaydının iptali ile vekil edenine ait 134 ada 2 sayılı parsel ile birleştirilmek suretiyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili 01.07.2010 havale tarihli cevap dilekçesinde; imar parsellerinin geldisinin 134 ada 4 sayılı parsel olduğunu, imar sonucu 161 ve 162 adada belirtilen parsellere ayrıldığını, davacının iddiasının doğru olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, “…davacı adına senetsizden aynı çalışma alanı içerisinde (Karabalı Köyü) 100 dönümden fazla taşınmaz tespit edildiğini, davacının salt kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebine dayandığını, Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinin 4. fıkrasında sayılan belgelerden birine de dayanmadığını…” gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, miktar sınırlaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı adına tapuda kayıtlı bulunan 134 ada 2 sayılı parselin kadastro tutanağının 18.01.2005 tarihinde kesinleşmesiyle davacı ... adına tapu kaydı oluşmuştur. Davacı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, bu doğrultuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan davacının aynı kadastro çalışma alanı içerisinde 100 dönümden fazla yer aldığı görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. İddia ve savunma doğrultusunda herhangi bir delil toplanmamıştır. Davacı ve davalı taşınmazlarının bulunduğu yörede 2004 yılında kadastro çalışmaları yapılmıştır. Somut olayda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesinde açıklanan miktar sınırlamalarının gerçek şahıslar arasında açılan davalarda uygulanıp uygulanamayacağı hususu uyuşmazlık konusu teşkil etmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu ile ondan önceki Kadastro Kanunları Tasfiye Kanunları niteliğinde olup, özel hükümler taşımaktadırlar. TMK’nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil davalarında kural olarak, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, ... ve ilgili kamu tüzel kişileri ile varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmaktadır. Davalı adına tapuda kayıtlı bulunan ada ve parsellerin esası 134 ada 4 parsel olup, senetsizden davalı adına tespit ve tescil edilmiştir. Aynı biçimde, 134 ada 2 sayılı parselde belgesizden davacı adına tapuya bağlanmıştır. Kural olarak, miktar sınırlamaları ... ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalarda göz önünde tutulmaktadır. Gerçek şahıslar arasında açılan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davalarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesinin göz önünde tutulması olanağı bulunmamaktadır. Daire uygulaması da bu yöndedir. Miktar fazlalıkları bakımından hak düşürücü süre içerisinde ... veya ilgili kamu tüzel kişileri dava açmak suretiyle iptal ve tescilini isteme hakları bulunmaktadırlar. Bunu engelleyen herhangi bir Kanun hükmü söz konusu değildir. Çünkü belgesizden edinilen tapusuz yerlerin mülkiyetinin ...'ye ait olduğu, bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. fıkrasında belirtilen limitleri aşan miktar fazlalıklarının kural olarak ...'ye ait olduğu kabul edilmektedir. Davacı, kendisine ait 134 ada 2 sayılı parselle birlikte kullandığı taşınmazın bir kısmını 134 ada 4 sayılı parselle birlikte davalı adına tespit ve tescil edildiğini, daha sonra imar uygulaması sonucu 161 ada 1, 2, 3 ve 162 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sayılı parsellere gittiğini açıklayarak taşınmazının içerisinde kaldığı adadaki parsel ya da parseller bakımından iptal ve tescile karar verilmesini istediğine göre, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin eksiksiz olarak toplanması, yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri konusunda HMK'nun 243, 244 ve 259. maddelerinin göz önünde bulundurulması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog