Esas No
E. 2013/4713
Karar No
K. 2013/8783
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2013/4713 E.  ,  2013/8783 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R

Borçlu vekili şikayetinde; takibe dayanak Kulp Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/25 Esas, 2007/31 Karar sayılı ilamın karar başlığında, davacıların ... mirasçıları ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... olduğu belirtilmesine rağmen icra emrinde ... mirasçıları ... vs. şeklinde icra emri hazırlanmasının hukuka aykırı olduğunu, diğer alacaklıların açık bir şekilde bildirilmesinin zorunlu olduğunu, kararın hüküm bölümünde kamulaştırmasız elatma bedelinin yasal faizi ile ödenmesine karar verildiğini, karar doğrultusunda ... . İcra Müdürlüğü'nün 2008/4903 Esas sayılı dosyasına anapara, işlemiş yasal faizi, yargılama giderleri, ilam vekalet ücreti olmak üzere yasal kesintiler yapıldıktan sonra ödeme yapıldığını, karşı tarafın hak ve alacağının kalmadığını, hukuka aykırı olan ... . İcra Müdürlüğü'nün 2012/1286 takip sayılı dosyası ile başlatılan takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ilamın hüküm bölümünde açıkça yasal faizden bahsedildiğinden dolayı yasal faiz gereğince hesap yapmak gerektiği, yasal faize göre tahakkuk ettirilen miktarın da tüm ferileri ile beraber borçlu tarafından ödendiği ve davacı borçlunun, davalı alacaklıya takip tarihi itibariyle takibe dayanak ilamdan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı anlaşılmakla takibin iptaline karar verilmiştir.

Kamulaştırmasız elatma davaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan davalardan olmakla birlikte, yasa ile düzenlenmiş değildir. Bu konuya ilişkin tek yasal düzenleme olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesi de 10.04.2003 tarih ve 2002/112 E. 2003/33 K. sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiştir. Uygulamada kamulaştırmasız elatma davaları; İBK., HGK. ve Hukuk Dairelerinin içtihatlarıyla yön bulmaktadır. Bu nevi davalarda hükmedilen tazminatların zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak faizin ne tür ve oranda olması gerektiği noktasında da kanuni boşluk mevcuttur. Ancak İdarenin kendisine Anayasa tarafından tanınan olanak ve yetkileri yasaya uygun bir biçimde kullanmaksızın taşınmaza el atarak kamulaştırma ilkelerine aykırı davranarak, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına müdahale etmesi halinde, kamulaştırma ile mülkiyet hakkına Anayasa'nın 46. maddesi ile getirilmiş anayasal sınırlandırma kıyasen uygulanarak, özü ve vardığı hukuki sonuçları itibariyle aynı nitelikler taşıyan kamulaştırmasız elatmaya ilişkin ilamlarda da hüküm altına alınan tazminatlara Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında uygulanan T.C. Anayasası'nın 4709 sayılı Yasanın 18. maddesi ile değişik 46/son maddesinde yer alan kamulaştırma bedelleri ile mahkemece kesin hükme bağlanan arttırma bedellerine, son fıkraya göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanacağı hükmü nazara alınmalıdır. Somut olayda takip dayanağı ilamda hükmedilen kamulaştırmasız elkoyma bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verildiği, takip tarihi itibariyle ilamın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemenin alacağa ilişkin ilamın kesinleşmiş olması nedeniyle Anayasa'nın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanmasının mümkün olacağı kabul edilerek ve yargılama sırasında bilirkişinin anılan ilkelere göre verdiği ilk rapor denetlenerek gerektiğinde de yeniden inceleme yaptırılarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK. m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog