Esas No
E. 2012/14308
Karar No
K. 2013/14750
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2012/14308 E.  ,  2013/14750 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil

... ve ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.09.2012 gün ve 333/338 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar, kadastro çalışmalarında dava konusu ... İli, ... İlçe, ... Köyü, ... mevkiindeki 181 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiğini, bu yerin 40 – 50 yılı aşkın süreden beri zilyetlikleri altında olduğunu, çeşitli şekilde yararlandıklarını, taşınmazlar üzerine ev, ahır ve samanlık gibi tesislerin yapıldığını açıklayarak davalı adına olan tapu kaydının iptalini 1/2'şer paylı olarak adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı taraf, nizalı taşınmazın 100 yılı aşkın süreden beri kendisinin ve miras bırakanlarının zilyetliği altında bulunduğunu, davacıların bu taşınmazda üstün bir ayni haklarının olmadığını, kadastro tespitinin doğru olduğunu vs. açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, taşınmazla ilgili olarak keşif yapıldığı, gözlemde bulunulduğu, buna göre taşınmaz içerisinde kümeler halinde meşe ağacı ve fundalık bitki örtüsünün olduğunun görüldüğü, orman bilirkişi raporuna göre, nizalı taşınmazın ormanlık alan içinde kaldığı belirlenmekle ve dava konusu taşınmazın orman olan taşınmazlardan olduğu kanaatine varıldığından bu gibi yerlerin zilyetlik yoluyla iktisabı mümkün olmayacağından davacıların davasının reddine karar verilmiştir.Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından dilekçelerinde yazılı nedenlerle ayrı ayrı temyiz edilmiştir.Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağının onaylı fotokopisi ve çap kaydı getirilmiştir. 181 ada 3 nolu parselin senetsizden, tarla niteliği ile, 4.762,45 m2 olarak 31.03.2009 tarihinde zilyetlikten tam mülkiyet üzere... oğlu ... adına tespit görmüş, itirazsız olarak 17.9.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen adı geçen kişi üzerinedir. Mahallinde keşif yapılmıştır. Yerel bilirkişi ... dinlenmiştir. Komşu köyün muhtarı olduğunu, bu taşınmazın davalı tarafından öncesinden babası tarafından kullanıldığını bildiğini, davacıların bu yeri kullandıklarını hiç görmediğini açıklamıştır. Refakate alınan fen bilirkişileri ile ziraat mühendisi ve orman bilirkişisi ayrı ayrı kroki ve raporlarını sunmuşlardır. Ziraatçi bilirkişi dava konusu taşınmazın % 25 civarında kaya ve taşlarla kaplı olduğunu, açımının % 25 civarında bulunduğunu, doğal ....yok denecek kadar az olduğunu ve önceki yıllarda tarımsal amaçlı olarak kullanıldığına ilişkin herhangi bir emareye rastlanmadığı gerekçeleriyle bu yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılacak ve özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını bildirmiştir. Orman mühendisi ise, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğunu rapor etmiştir. Mahkeme gözleminde ise, arazinin eğiminin % 20’den fazla olduğu, taşınmazın üzerinde irili ufaklı taşların bulunduğunu, sulama imkanının olmadığını, kümeler halinde meşe ağacı ve orman bitki örtüsünü temsilen fundalık bitkisinin bulunduğunu ve bu taşınmazın kısmen tel örgü ile çevrili olduğu belirlenmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında zilyetlik yoluyla davalı kişi adına tespit ve tescil edilen taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğundan ve bu yerin tespitinin hatalı yapıldığından bahisle kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere ve kural olarak tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır.Somut olayda, davacılar eklemeli zilyetliğe tutunarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar, ne var ki, yapılan keşifteki hakim gözlemi ve uzman bilirkişilerin raporları dikkate alınarak taşınmazın niteliği ve hakim vasfı belirlendiğinden gerekçede bu yerin orman olduğu, orman niteliğindeki taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğinden bahisle red kararı verilmiş ise de, Hazine ya da Orman Genel Müdürlüğü'nün dava konusu taşınmazın orman olduğundan bahisle iptal ve tescil isteğine ilişkin herhangi bir talepleri bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, davacıların zilyetlik iddiasının mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla ve varsa, sair delillerle belirlenmesi gerekir.Davacılar dava dilekçesinde; tanık dahil tüm delillere dayanmışlardır. Ne var ki, mahkemece davacılara tanıklarını bildirmesi için süre ve imkan verilmemiştir. Bundan öte, komşu köyden dinlenen bir yerel bilirkişinin beyanı ile mahkemenin gözlemi ve resen belirlenen uzman bilirkişilerin raporları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Hal böyle olunca, öncelikle davacılara tanıklarını bildirmesi için süre ve imkan tanınması, ayrıca tarafların isimlerde anlaşamadıkları taktirde Kaymakamlık ya da Valilik aracılığıyla belirlenecek nizalı taşınmaz ve çevresini iyi bilen yaşlı ve yansız kimseler arasından seçilecek üç mahalli bilirkişi refakate alınarak taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılarak öncelikle, aynı köyden seçilmesi gereken mahalli bilirkişilerden dava konusu taşınmazın mevkii, sınırları, niteliği ve mevcut durumu hakkında kapsamlı bilgiler alınması, bundan sonra, varsa davacı tanıklarından taşınmazın zilyetliği konusunda olay ve zaman esası dikkate alınarak tüm bilgi ve beyanlarının kapsamlıca keşif zabtına aktarılması, dava konusu taşınmazın şu andaki durumu, önceki yıllardaki kullanım biçimi, davacı ve davalılardan hangi tarafın üstün zilyetliğinde olduğu, herhangi bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması ve bundan sonra Orman İdaresi ve Hazine davada taraf olmadığı için zilyetlik durumu dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir.Öte yandan, fundalık bitkilerinin Akdeniz ikliminin hakim olduğu Akdeniz Bölgesi'nde ve devamı olarak Ege kıyıları ve Marmara Denizi'nin güney kıyılarında deniz kenarından belli bir yüksekliğe kadar olan bölgelerde yer alacağı, dört mevsim yapraklı kısa ve bodur ağaçlardan meydana gelmekte olup, gerek literatürde ve gerekse coğrafi bilgilerde bu durum böyle olmasına rağmen ... ve çevresinde fundalık bitkisinin bulunmayacağı, en fazla bodur meşe ağaçlarının olacağı kuşkusuzdur. Bu yerde, 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince, orman tahdidi, orman sınırlandırması, orman kadastrosu yapılmış ise bunların kesinleşmiş sınırları belli olacağından, taşınmaz üzerinde herhangi bir şekilde orman örtüsü olarak nitelenen meşe ağaçlarının yetişmiş olması o yerin orman olduğu anlamına gelmeyeceği izahtan varistedir.Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilke, kural ve anılan yasalar dikkate alınarak yöntemine uygun biçimde keşif yapılması tarafların, zilyetlik durumlarının kuşkuya yer vermeyecek biçimde kapsamlı olarak araştırılması hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, hakimin hukuki olmayan bilgi ve görgülerine dayalı olarak ve somut olayın özelliği ve tarafların dayandığı hukuki sebep dikkate alınmadan uzman bilirkişilerin raporlarına atıfta bulunarak yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır.Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15'er TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve davalıya ayrı ayrı iadesine 11.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog