Esas No
E. 2018/4363
Karar No
K. 2018/8801
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

19. Ceza Dairesi         2018/4363 E.  ,  2018/8801 K.

"İçtihat Metni"

Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/01/2018 tarihli ve 2017/4796 soruşturma, 2018/91 esas, 2018/76 sayılı iddianamenin iadesine dair Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/02/2018 tarihli ve 2018/24 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 tarihli ve 2018/56 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 18/06/2018 gün ve 94660652-105-18-6446-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/06/2018 gün ve 2018/54514 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, Çankırı 28.Mekanize Piyade Tugayında er olarak askerlik görevini ifa eden şüpheli ...’ın izin, ilave izin ve devamında altı gün içerisinde görev yerine dönmeyerek “firar” suçunu işlediğinden bahisle iddianame düzenlenmiş, mahkemece iddianame sevk maddesinin 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-b maddesi olarak belirtilmesine rağmen anlatımda “firar” suçundan bahsedilmesinin çelişkiye sebebiyet verdiği, ayrıca iddianame içeriğinde iade nedenlerinden bahsedilmesinin anlamsal güçlük ve karışıklığa sebep olacağından bahisle iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, ayrıca iddianamede iade nedenlerinden bahsedilmesinin iade nedeni olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174’üncü maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi kurumuyla, iddianamedeki noksanlıkların giderilmesinin amaçlandığı, bu kapsamda kovuşturma aşamasında mahkemenin zaman kaybetmemesinin, böylece soruşturma tamamlanmadan dava açılmasının sakıncalarının, muhakemenin uzamasının önlenmesine yönelik olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak hukuki nitelendirmeye tabi hususlar, mahkemece toplanabilecek deliller iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacaktır.

Bununla birlikte; Türk Ceza Hukuku sisteminde düzenlenen suçların yasa metinlerinde yer alan tanımlarında, dış alemde işlenen fiilin model veya tipi tarif edilmektedir. Bir suçun söz konusu olması için, işlenen fiilin kanunî tarife uygun olması gerekmektedir. Suçun maddî unsurlarını ise, “hareket (fiil)” ve “netice” oluşturur. Bazen Kanun, suçları tarif ederken, sadece neticeyi gösterir ve bu neticenin gerçekleştirilmesini yasaklar veya emreder. Bazen de kanunî tipte, neticeden başka hareket de tarif edilir ve bu takdirde neticenin, tarif edilen hareketle meydana getirilmesi hâlinde, tarife uygun bir fiil işlenmiş olur. Yasa maddelerinde tarif edilen ve suç teşkil ettiği öngörülen fiilin; niteliği, anlamı, yapısı ve mahiyeti itibarıyla, süreli veya süresiz devamlılık arz eden bir özelliğinin bulunması hâlinde, “devamlı suçun” varlığından söz etmek gerekecektir. Doktrinde çoğunluk görüşü olarak benimsendiği ve uygulamada da kabul edildiği üzere; Hareketten doğan netice, bazen belirli bir süre devam eder; işte neticenin devam etmeyip derhâl sona erdiği suçlara “ani” suçlar, neticenin devam ettiği suçlara ise “mütemadi, kesintisiz suçlar” denir. Bununla beraber, mütemadî bir suçun varlığı için suçtan doğan hukuka aykırı durumun, yani suçun eserinin bir süre devam etmesi yeterli değildir. Gerçekten, suçtan doğan hukuka aykırı durumun devam edip etmemesi, bu durumun ilk olarak çıktığı anda tamamlanmış, bitmiş olan suça yeni bir şey eklemez ve anî bir suçun mütemadî sayılmasını gerektirmez; mütemadi suçta devam eden, derhâl sona ermeyen şey neticenin kendisidir ve bu netice devam ettikçe suç da işlenmektedir. Bu esastan çıkan sonuç şu olmalıdır ki mütemadi suçlar ne neticenin ilk gerçekleştiği anda, ne de temadinin sona erdiği anda değil, belki temadinin başlaması ile bitmesi arasında geçen süre içinde, yani mütemadî suçun hukukî konusunu teşkil eden hak ve menfaatin ihlâline devam edildiği sürece icra edilmiş olurlar. (As.Yrg.D.K.K, 08/02/2007, E.2007/4, K.2007/4)

Bu açıklamalar ışığında mahkeme sanığın eyleminin hukuki nitelendirmesini yapacak olmakla birlikte şüpheliye yüklenen suç açısından temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerektiği, kesintinin sona erdiği tarihin tespiti ve buna dair delillerin toplanması gibi hususların firar ve izin tecavüzü gibi mütemadi suçlarda sübut ve uygulamaya doğrudan etkili olmaları ve mevcut soruşturma dosyasında bu hususlara ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının anlaşılması karşısında;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 12/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.