19. Ceza Dairesi
19. Ceza Dairesi 2018/3697 E. , 2018/8341 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre ve her ne kadar katılan vekili, tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz etmiş ise de, Mahkeme tarafından temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilerek yanıltıldığı, bu nedenle, katılan vekilinin bu yanıltmadan yararlanarak hükmü süresinde temyiz ettiği kabul edilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Kars (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 07/03/2012 tarih, 2012/60 Esas, 2012/283 Karar sayılı ilamı ile sanıklar ... ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu kararların 09/04/2012 tarihi itibarı ile kesinleştirildiği belirtilmiş ise de, anılan dosya kapsamında hakkında mahkumiyet kararı verilen Sürmeli Eliş'in temyiz talebinin incelenmesinde Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 11.05.2016 tarih, 2015/6408 Esas, 2016/17792 Karar sayılı ilamı ile gıyabi kararın suçtan zarar gören kuruma tebliğ edilmesinin gerektiğinin belirtildiği, bu karar sonrasında suçtan zarar gören kurum tarafından Sürmeli Eliş hakkındaki mahkumiyet kararı temyiz edildiği gibi, dosyamız sanıkları hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına da itiraz edildiği, Kars Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22.07.2016 tarih, 2016/539 D. İş sayılı ilamı ile de vaki itirazın reddine karar verilmesi sonucunda sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının itirazın reddedildiği tarihte kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, ihbara konu suçun işlendiği tarih itibarı ile kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ve buna bağlı olarak işlemeye başlamış bir denetim süresi bulunmadığı dikkate alınmadan sanıklar hakkındaki hükümlerin açıklanmasına karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1.İhbar tutanağı, tensip zaptı ve hüküm uyarınca, yapılan ihbar nedeni ile sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümlerin açıklanmasına karar verildiğinin anlaşılmasına karşın, hükmün gerekçesinde, hakkında daha önce verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 19.12.2016 tarih, 2016/12048 Esas, 2016/23610 Karar sayılı ilamı ile bozulan ve temyize konu hükmün açıklandığı dosya kapsamında sanık sıfatı bulunmayan Sürmeli Eliş hakkındaki ilamdan bahsedilmek sureti ile hüküm ve gerekçe arasında karışıklığa meydan verilmemesi, .../...
2.Sanıkların savunması alınmaksızın hükümler açıklanarak mahkumiyetlerine karar verilmek suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
3.İddianamede, sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beşer defa cezalandırılması talep edilmesine karşın, hükmün gerekçesinde sanıklar hakkında TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin oluşup oluşmayacağı hususu tartışılmadan, sanıkların atılı suçtan birer defa mahkumiyetlerine hükmedilmesi,
4.İddianamede 1163 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca sanıkların cezalandırılması talep edilmiş olunmasına karşın, CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan hakkında anılan Kanunun Ek 2/2. maddesi uyarınca cezaya hükmedilmesi,
5.Mahkumiyet hükümlerinin neticeten,
TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca hapis cezasından çevrilen ve TCK'nın 52. maddesi uyarınca doğrudan verilen iki ayrı adli para cezasından oluşması nedeni ile hükümlerin tamamının temyize tabi olmasına karşın, hapis cezasından çevrilen adli para cezası yönünden temyiz yasa yolunun açık olduğu belirtilmesi ile birlikte doğrudan verilen adli para cezası yönünden hükmün kesin olduğunun belirtilmesi,
6.Adli para cezasının altı sınırın Kanuna aykırı olarak 30 gün yerine 5 gün olarak belirlenmesi sureti ile önödeme miktarının eksik tayin edilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekili ile sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.