Esas No
E. 2018/11942
Karar No
K. 2018/16752
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2018/11942 E.  ,  2018/16752 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...... ......... Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ...... İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından ...... yoluna başvurulması sonunda ...... ......... Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce ...... başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiş, bu kez davalı vekilinin ......... Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı, borçlarını ödemeyen davalının temerrüt nedeni ile taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Davalı asil tarafından İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılması talebiyle ...... kanun yoluna başvurulması üzerine; ...... ......... Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2017 tarih ve 2017/2181 Esas, 2017/2796 Karar sayılı kararı ile;

İİK'nun 363. maddesi gereğince kararın yüze karşı verilmesi halinde ...... süresinin tefhimden itibaren başlamasının gerektiği, gerekçesi ile;

İİK'nın 363/1 ve HMK'nın 352 maddeleri gereğince ...... isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi üzerine; ...... kararı davalı tarafından bu kez temyiz edilmiştir. Dava, kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olup basit yargılama usulüne tabidir.

Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nin “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen; "1-Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.

2.Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir." hükmü düzenlenmiştir.

321.maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nin 297. maddesindeki unsurlardır. Buna göre; mahkeme, tahkikatın tamamlanmasından sonra, tarafların son beyanlarını almalı ve yargılamanın sona erdiğini bildirdikten sonra hükmü tefhim etmelidir. Kural olarak, mahkemece kararın tefhiminde hükme ilişkin tüm hususlar açıklanmalıdır. HMK.nin 322. maddesi atfı ile uygulanmakta olan HMK.nin 297. maddesinde hükmün kapsamı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme, gerekçesi ile birlikte tefhim ettiği hüküm de taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gereklidir. Bu kanunun getirdiği bir zorunluluktur. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli karar en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılmalıdır. Bir diğer deyişle, HMK.nin 321. maddesinde belirtilen şekilde hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilemediği hallerde gerekçeli kararın mutlaka taraflara tebliğ edilmesi gereklidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21.01.2015 tarih 2014/9-1438 Esas- 2015/580 Karar sayılı kararı). 09/06/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 02/03/2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunla değişmeden önceki 363. maddesine göre icra mahkemesinin nihai kararları tefhim veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz edilebilir. Maddedeki “tefhim” kavramının "hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal" olarak anlaşılması zorunludur. Bu nedenle, yukarıda açıklanan nitelikte bir tefhim varsa temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren, aksi halde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır. Temyize konu olayda, 25.01.2018 tarihli tefhimin yukarıda açıklanan nitelikte bir tefhim olduğundan bahsedilemez.

Kaldı ki; yerel mahkemece kararda kararın taraflara tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde ...... ......... Adliye Mahkemesi nezdinde ...... yolunun açık olacağı yazılmıştır. Karar, davalıya 09.02.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, tebliğ alan davalı da 19.02.2018 tarihinde ...... yoluna başvurmuştur. Mahkemece "tebliğinden itibaren" denilmek suretiyle ...... süresi konusunda tarafları yanıltacak şekilde hüküm oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 20/1/2016 gün, 2013/7114 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere kararda temyiz süresinin hatalı gösterilerek hukuki belirsizliğe yol açılması, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır. 6100 Sayılı HMK’nın 297/1-ç maddesi ve Anayasa'nın 40. maddesi hükümlerine göre de kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve Anayasa Mahkemesi’nin kararı ışığında Mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında davalının ...... başvurusunu süresinde yaptığının kabulü gerekir. Bu doğrultuda; ......... Adliye Mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek davanın esası hakkında karar vermek gerekirken davalının ...... isteminin süre yönünden reddine dair karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Davalının temyiz isteminin kabulü ile ......... Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog