Esas No
E. 2012/14393
Karar No
K. 2013/8831
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2012/14393 E.  ,  2013/8831 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davacı Kurum; isteğe bağlı ... sigortalılığı nedeniyle yaşlılık aylığı almakta olan davalı murisinin, aynı zamanda vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı aldığı, ... destek ödemesinin hem davalı murisinin kendi sigortalılığından dolayı bağlanan yaşlılık aylığından hem de eşinden dolayı bağlanan ölüm aylığından yapılması nedeniyle mükerrer yapılan ödemelerin iadesini istemiştir.

1.4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 599. maddesi uyarınca; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, Kanun gereğince kazanırlar...mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar...”

Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat mirasbırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder. Mirasbırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle, doğrudan doğruya Kanundan doğabilir. Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar. Davaya konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmamaktadır; mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahildir.

Bununla birlikte; borcu ortadan kaldırmasa da, yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak, bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen zamanaşımı defi, yasal süresinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirmeye alınabilmektedir.

Mahkemece; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davalının, yersiz ödendiği iddia olunan ... destek ödemesinin 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi çerçevesinde, davacı Kuruma borçlu olup olmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde, aylıkların davalı murisi tarafından alındığı, davalıya ödeme yapılmadığı, süresinde ve usulünce zamanaşımı defi bulunmamasına rağmen Borçlar Kanununun 66. maddesinde belirtilen bir yıllık süreden sonra davalı hakkında işlem yapıldığından bahisle takibin ve davanın yerinde olmadığına karar verilmiş olması, isabetsizdir.

2.Takip borçlusu davalıya ödeme emri 24.02.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, yasal süresinde itiraz edilmiştir. İtiraz üzerine davalı yönünden takibin durmasına karar verildiği ve bunun üzerine davacı Kurum tarafından eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, itirazın iptali davasının 1 yıl içinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

İİK'nun 67. maddesinde, "talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat etmek suretiyle itrazın iptalini dava edebilir." hükmü düzenlenmiştir.

Anılan düzenlemeye göre, alacaklının bu yönde dava açma süresi, borçlu itirazının kendisine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu süre, yasadan kaynaklanan hak düşürücü süre olup, mahkemece, re'sen gözetilmelidir. Dosya kapsamında borçlunun takibe itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ olunduğuna dair bir belge bulunmamaktadır. Mahkemece, itirazın davacıya tebliğine ilişkin belge olup olmadığı araştırılarak, olmadığı sonucuna varılacak olursa, sürenin tebliğle başlayacağı gözetilmek suretiyle işin esasına girip sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, isabetsizdir. O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.