15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2011/14358 E. , 2012/38885 K.DINI İNANÇ VE DUYGULARIN İSTISMAR EDILMESI SURETIYLE DOLANDIRICILIK
HAKSIZ YARAR
ALDATMA
ÜFÜRÜKÇÜLÜK-MUSKA
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 158
"İçtihat Metni"ÖZET: SANIĞIN FOTOĞRAFLARA BAKIP, BU KİŞİLERİN GELECEKTE YAŞAYACAĞI OLAYLARI BİLDİĞİNDEN VE BUNLARI ÖNLEYEBİLECEĞİNDEN BAHSEDEREK MUSKA YOLU İLE AİLEVİ SORUNLARI ÇÖZÜP HASTALIKLARI TEDAVİ ETTİĞİ KONUSUNDA ÇEVRESİNDE İNTİBA UYANDIRDIĞI, BAZI KATILANLARDAN İDRAR ÖRNEĞİ ALARAK VERİLEN ALTIN VE PARALARI KAVANOZUN İÇİNE KOYUP, BU KAVANOZU YATAKLARININ BAŞUCUNA KOYMALARINI, KAVANOZUN AÇILMASI HALİNDE CİNLERİN ÇARPACAĞINI, ÇOK KÖTÜ ŞEYLER OLABİLECEĞİNİ, BELİRLİ ARALIKLARLA GELİP KAVANOZA OKUYUP ÜFLEYECEĞİNİ BELİRTTİĞİ HALDE, KAVANOZLARA DAHA SONRA BAKILDIĞINDA, İÇERİSİNDEKİ ALTIN VE PARALARIN YERİNDE OLMADIĞININ GÖRÜLDÜĞÜ, AYRICA KATILANLARA MUSKA VERİLEREK TAKMALARINI İSTEDİĞİ, OLAYDAN ŞÜPHELENEN KATILANLARIN MUSKALARI AÇTIKLARINDA, MUSKALARIN İÇERİSİNDE FOTOKOPİ BELGELER İLE ALIŞVERİŞ FİŞLERİNİN ÇIKTIĞI, KATILANLARDAN CİNLERE YEDİRMEK VEYA HASTA YAKININI İYİLEŞTİRMEK İÇİN KURBANLIK KOYUN İSTENDİĞİ, KATILANLARIN DA SORUNLARINA ÇÖZÜM BULUNMASI VE BAHSEDİLEN FELAKETLERDEN KORUNULMASI İÇİN PARA, KURBANLIK KOYUN, BİLEZİK, ALTIN, SET TAKIMI GİBİ DEĞERLİ EŞYALARIN VERİLDİĞİ OLAYLARDA KATILANLARA YÖNELİK HİLELİ HAREKETLERLE HAKSIZ MENFAAT TEMİN ETTİĞİNİN İDDİA EDİLMESİ KARŞISINDA EYLEMLERİN, 5237 SAYILI TCK’NIN 158/1-A MADDESİNDE DÜZENLENEN KİŞİLERİN DİNİ İNANÇ VE DUYGULARININ İSTİSMAR SURETİYLE DOLANDIRICILIK SUÇU KAPSAMINDA KALDIĞI GÖZETİLMELİDİR. Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile, nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte birtakım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; sanığın fotoğraflara bakarak, bu kişilerin gelecekte yaşayacağı olayları bildiğini söyleyerek ve ayrıca bunları önleyebileceğinden bahsederek muska yolu ile ailevi sorunları çözüp hastalıkları tedavi ettiği konusunda çevresinde intiba uyandırdığı, bu şekilde katılanlardan para ve altın alarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği, sanığın aile fotoğraflarına bakarak, bu kişinin ailesinde intihar olayı olabileceği, çocuğunun yanarak öleceği, doğacak çocuklarının öleceği gibi iddialarla fotoğraftaki kişinin kendisi veya yakınlarının başlarına kötü işler geleceğinin belirtildiği, eşiyle aralarında geçimsizlik olan kişilere de, bu sorunu halledebileceğini söyleyerek altın ve para istediği, bazı katılanlardan idrar örneği alarak verilen altın ve paraları kavanozun içine koyduğu, bu kavanozu yataklarının başucuna koymalarını söylediği, sanığın, kavanozun açılmamasını, açılması halinde cinlerin çarpacağını, çok kötü şeyler olabileceğini, belirli aralıklarla gelip kavanoza okuyup üfleyeceğini belirttiği, kavanozlara daha sonra bakıldığında, içerisindeki altın ve paraların yerinde olmadığının görüldüğü, sanığın ayrıca katılanlara muska verilerek takmalarını istediği, olaydan şüphelenen katılanların muskaları açtıklarında, muskaların içerisinde fotokopi belgeler ile alışveriş fişlerinin çıktığı, katılanlardan cinlere yedirmek için veya hasta yakınını iyileştirmek için kurbanlık koyun istendiği, katılanlar tarafından, sorunlarına çözüm bulunması ve bahsedilen felaketlerden korunulması için para, kurbanlık koyun, bilezik, altın, set takımı gibi değerli eşyaların sanığa verildiği, böylece sanığın hileli hareketlerle katılanlara yönelik haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olaylarda, Sanığa yüklenen eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen kişilerin dini inanç ve duygularının istismar suretiyle dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.