Esas No
E. 2013/18593
Karar No
K. 2013/21569
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2013/18593 E.  ,  2013/21569 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, 1990 yılı Ocak ayından, askere gittiği 22.05.1996 tarihine kadar ve askerden döndükten sonra 01.12.1997 tarihinden 01.04.2001 tarihine kadar davalılar nezdinde çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir.

Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, davacının, 21.06.1995-12.05.1996 tarihleri arasında 322 gün davalı ... yanında, 01.12.1997-01.04.2001 tarihleri arasında, 1200 gün davalı ... Konfeksiyon Tekstil Ltd. Şti.ne ait işyerinde 506 sayılı Yasa kapsamında, hizmet akdiyle, asgari ücretle çalıştığının ve bu hizmetlerinin de SGK.'na bildirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı ile davalılar Kurum ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde Kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de, sonraki süreler bakımından hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde davaya konu somut olayda, Mahkemece davanın ispatlandığı gerekçesi ile kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de; bu kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle verildiği anlaşılmaktadır.

Zira, dosya arasında mevcut olan, davacıya ait hizmet döküm cetvelinde davacı adına talep ettiği dönemler içerisinde 06.05.1995-20.06.1995 tarihleri arasında davadışı bir işyerinden bildirimlerin bulunduğu, yargılama sürecinde bu işyerinden verilen işe giriş bildirgesindeki davacının imzasını doğruladığı anlaşılmakta olup Mahkemece bu çalışma yönünden davacının talebine konu dönemler bakımından kesinti oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve davalı ... ile bu işyeri arasında herhangi bir organik bağ olup olmadığı da belirlendikten sonra, hak düşürücü sürenin de gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir.

Diğer taraftan, dosyadaki belgelere göre, davalı ...’nin her ne kadar diğer davalı ... Konfeksiyon Tekstil Ltd. Şti.’nin kurucu ortağı olduğu anlaşılmakta ise de, bu şirketin 08.05.1996 tarihinde kurulduğu ve talep konusu dönem bakımından davalı ...’nin şirketin kurulmasından önce de Kaleiçinde faaliyet gösterip göstermediği,adına açılan işyeri veya faaliyetine ilişkin vergi veya oda kaydı bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmaması da isabetsizdir.Ayrıca davalı ... Konfeksiyon Ltd. Şti.’nin işyeri dosyalarından 09.10.1998 tarihinde bir adres değişikliği yaptığı, adresin ... Mahallesi ... Sok. No:... iken ... Mahallesi ... Sok No:... adresi olarak değiştirildiği, dinlenen tanıkların bu konu hakkında herhangi bir beyanda bulunmadıkları ve davacının bu adreslerde hangi tarihler arasında, kimin nezdinde, ne kadar çalıştığı hususları da araştırılmalıdır.

Mahkemece, davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan getirtilmeli, kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında olabildiğince talep konusu dönemin tamamında çalışmış kayıtlı kişiler seçilerek, gerektiğinde, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler kurumdan veya emniyet araştırması ile saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı,askere gidiş tarihinden önce ve askerden döndükten sonra hayatın olağan akışı içerisinde makul sürelerde çalışmayacağı hususu gözetilmeli, davacının talebine göre bir kısım süre yönünden 18 yaşını doldurmadığı da hatırda tutularak davanın kabulü halinde 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi dikkate alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı ve davalılardan Kurum ile ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacı ile davalılardan ...'na iadesine, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog