2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2013/2735 E. , 2013/15307 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ayırt etme gücüne sahip bulunmayan kişinin açmış olduğu davanın yasal temsilcisinin icazet vermesiyle geçerlilik kazanacağı Yargıtay'ın yerleşik uygulaması (HGK, 07.04.1965, E. 1/26 esas, K.
149.olduğu gibi bu uygulamanın 09.03.1955 gün ve E. 22, K. 2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesinin yanı sıra usul ekonomisi ilkesi (HMK md.
30.ile de uyumlu bulunduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. KARŞ I OY YAZISI
Dava, davacının bizzat kendisi tarafından açılmıştır. Dava tarihinden önce davacının, Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde yer alan “akıl hastalığı ve akıl zayıflığı” sebebiyle kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı “tam ehliyetsizdir” (TMK md.
14.Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m.51). Buna göre, fiil (medeni hakları kullanma) ehliyetine sahip olan, dava ehliyetine de sahiptir. Dava ehliyeti dava şartıdır (HMK md. 114/1-d). Dava şartı noksanlığı da mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir (HMK md. 115/1). Türk Medeni Kanununun 15. maddesine göre, “Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.” Eş deyişle, fiil ehliyeti bulunmayan şahsın tasarrufu hüküm ifade etmez. Bu hükümlere göre, dava ehliyeti bulunmayan (tam ehliyetsiz) kişinin açtığı dava, yasal temsilcinin izniyle hukuki varlık ve geçerlilik kazanmaz. Yasal temsilci, tam ehliyetsizin yaptığı işleme sonradan icazet vermiş olsa bile, işlem geçerli hale gelmez. Eğer yasal temsilci tam ehliyetsizin yaptığı işlemi, gerekli ve onun çıkarlarına uygun buluyor ve devam ettirmek istiyorsa, o işlemi yeniden ve kendisi yapmak zorundadır. Bu bakımdan tam ehliyetsizin açtığı davaya, sonradan yasal temsilcisinin onay vermesi ve davayı devam ettirmesinin hukuki bir önemi bulunmamaktadır. Davanın davacının “dava ehliyetinin” bulunmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmelidir. Bu sebeple sayın çoğunluğun onama görüşüne iştirak etmiyoruz.
5.CÇ/HA/HA