17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2012/10474 E. , 2013/2043 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait aracın müvekkiline ait araca çarparak hasarladığını, davalılar aleyhinde Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü'nün 2007/11961 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiş, 19.4.2012 tarihli oturumda takip tarihine kadar işlemiş faizden feragat ettiğini beyan etmiştir.
Davalılar vekili, kazaya karışan araç her ne kadar müvekkili Salim adına trafikte kayıtlı ise de araçla ilgili bütün hak ve sorumlulukların diğer müvekkiline ait olduğunu, müvekkili ...'ın aracı haricen satın aldığını, Salim hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, aracın geceleyin park edildiği yerden çalınarak kazanın gerçekleştirildiğini sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı ...hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davalının vaki itirazının iptaline 6.620 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, takip tarihine kadar birikmiş yasal faiz isteminin feragat nedeniyle, diğer istemlerin esastan reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davalı ...adına kayıtlı aracın olay tarihi itibariyle diğer davalı ...'ın fiili zilyetliğinde olmasına göre davalılar ... ve ...vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, trafik kazasından kaynaklanan itirazın iptali şeklinde açılan tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nin 3.maddesinde araç işleteninin tanımı yapılmış olup, aynı Yasanın 85.maddesinde de aracın işletilmesi nedeniyle meydana gelen zararlarda hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. Yine 2918 sayılı KTK'nin 20/d.maddesi hükmüne göre "tescil edilmiş her çeşit araç satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır". Bir başka ifadeyle; trafikte tescil edilmiş motorlu araçların noterlerce yapılmayan her türlü satış ve devir işlemleri geçersizdir.
Somut olayda davaya konu trafik kazasına karışan davalı taraf aracı 14.8.2002 tarihinde davalı ...adına trafiğe tescil edilmiş olup, 8.5.2007 olay tarihinde dahi bu davalı adına kayıtlı olduğu Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 20.5.2008 tarihli müzekkere cevabından anlaşılmaktadır.
Davalılar vekili her ne kadar aracın diğer müvekkili ... tarafından davalı ...'ten haricen satın alındığını, araçla ilgili bütün hak ve sorumlulukların müvekkili ...'a ait olduğunu belirtmişsede; bu davalılar arasındaki iç ilişki olup, noterde resmi şekilde aracın satışı yapılmadığından haricen yapıldığı ileri sürülen satış geçerli değildir. Davalı ...olay tarihinde trafik tescil kaydına göre aracın işleteni olduğundan zarar gören 3.kişi konumundaki davacıya karşı geçersiz olan harici satışa dayanarak hukuki sorumluluktan kurtulamaz. Bu durumda mahkemece, davalı ...'in de araç işleteni sıfatı ile davacı taraf aracında oluşan hasardan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bu davalı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ...vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 353,50 TL kalan harcın temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.2.2013 gününde Üye ...'ın oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY- Somut uyuşmazlıkta; Davalılardan ... 'in kayıt maliki, ...'ın da işleteni olduğu ... plakalı aracın 8.5.2007 tarihinde ... plakalı davacı aracına tam kusurlu çarparak hasarına sebebiyet verdiği, zararın tazmini için davalılar aleyhinde yapılan icra takibine davalıların haksız yere itirazda bulundukları itirazın haksız olduğu iddiası ile davacı vekilince davalılar aleyhine İtirazın İptali davası açılmış, Davalı ...savunmasında, olay tarihinden önce kayden maliki bulunduğu aracını diğer davalıya haricen sattığını, teslim ettiğini, araçla bir ilgisinin kalmadığını, araç işleteni olmadığından sorumluluğunun bulunmadığını bildirmiş, Diğer davalı ... savunmasında, davalı ...'ten haricen satın aldığı aracını 7.5.2007 tarihinde saat 23.00 sularında evinin önüne park ettiğini, aracının kaza yaptığının kendisine bildirilmesi üzerine çalındığını öğrendiğini, aracın kazadan sonra zabıtaca kendisine teslim edildiğini, davacı aracına hırsızlar tarafından zarar verildiğinden sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuş, Yargılama sonucunda mahkemece "davalı ...'in işleten sıfatı bulunmadığından hakkında davanın reddine, davalı ... aleyhindeki davanın kabulüne" karar verilmiş, Kararın davacı ile davalı ... vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda "davalı ...'in temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile diğer davalı ...'in araç maliki olduğu, işletenlik sıfatının devam ettiği, bu nedenle hakkındaki davanın kabulü gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. Sayın çoğunluğun davalı ...hakkındaki davanında kabulü gerektiği yönündeki bozma gerekçesine katılamıyorum. Bilindiği üzere 2918 sayılı KTK'da motorlu araçların sebep oldukları trafik kazalarından doğan zararların tazmini borcu araç işletenine yüklenmiştir. Gerçekten de 2918 sayılı KTK 85.maddesi bir motorlu aracın verdiği zarardan işleteni sorumlu tutmuştur. İşleten kavramının tanımı ise yasanın 3.maddesinde işleten "araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olduğu, ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufunun bulunduğunun ispatı halinde bu kimsenin işleten sayılacağı" şeklinde yapılmıştır. Görüldüğü üzere yasa işletenin belirlenmesinde sadece trafik kaydını değil araç üzerinde ekonomik kullanım ve denetim faaliyetini de gözönünde bulundurmaktadır. Doktrinde, işleten kavramını tayin için başlıca iki ölçü geliştirilmiştir. Birinci kriter şekli ölçü, ikinci kriter ise maddi ölçüdür. Şekli ölçüde, araç trafik sicilinde ve diğer yerlerde kimin adına kayıtlı ise o kimseye işleten gözüyle bakılmaktadır. Şekli ölçünün başlıca üstünlüğü, burada araç sahibinin adı ve kimliği resmi belgelerde yazılı olduğu için bir trafik kazasında zararı tazminle yükümlü kişinin en kısa zamanda ve en güvenilir biçimde tespit ve tayininde görülür. Ancak bu belgeler ve kayıtlardan çoğu kez gerçek işletenin tayin ve tespiti tam mümkün olmamaktadır. Zira bazen aracın belge ve kayıtlarda gözüken kişiden başka bir kimse tarafından işletilmesi de mümkündür. İşviçre-Türk Hukuk Doktrininde yerleşmiş ve bir kısım Yargıtay kararlarında da kabul gören maddi ölçü ise şekli ölçünün aksine, araçtan yararlanmayı ve araç üzerinde fiili hakimiyeti esas almaktadır. Bu kritere göre, işleten araç sahibi olabileceği gibi sicilde araç sahibi olarak kayıtlı olmayan bir kişide olabilir. 2918 sayılı yasanın 3.maddesi işleteni tanımlarken şekli ölçüyü reddetmiş, maddi ölçüyü esas almıştır. Böylece bir kişinin araç işleteni olup olmadığının tayininde, trafik sicilindeki kayıt ve tescil bir ölçü olmaktan çıkmıştır. Yalnız bundan trafik sicilinin hiç bir hukuki değeri olmadığı sonucu da çıkarılmamalıdır. Kanuna göre maddi anlamda işletenin kimi olduğunun belli olmadığı durumlarda şekli kritere başvurulabilir. Ancak trafik sicilindeki kayıt mülkiyeti kesin olarak tespit eden bir delil niteliğinde değildir. Sicildeki kayıt aksi her zaman ispat edilebilen, işleten sıfatının tayininde olağan bir karine görevi yapan bir kayıttır. Maddi ölçünün başlıca üstünlüğü, aracın işletilmesi olgusunda temellenen tehlike sorumluluğu ilkesinin açıkca ortaya koymasıdır. Maddi kriter zarar görenlerin sorunlu şahsı kısa zamanda bularak haklarına kavuşmalarına engel olmakla beraber, amacı itibariyle daha dildir. Çünkü bu kriter niteliği ve fonksiyonu itibariyle gerçek sorumlunun bulunması amacını gütmektedir. 2918 sayılı KTK 3.maddesine göre işleten sıfatının unsurları ise A)Araç üzerinde fiili tasarruf kudretinin bulunması, B)Aracın işleten hesabına ve tehlikesi işletene ait olmak üzere işletilmesi, C)Aractan sağlanan yararlara sahip olma, D)Araçla ilgili giderlere ve araç sebebiyle meydana gelen tehlikelere katlanmadır.(Bolat Bolatoğlu-motorlu araç kazalarında hukuki sorumluluk) Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; Davacı tarafından davalılardan Salim'in araç maliki, Mehmet'in de araç işleteni oldukları iddiasıyla dava açılmış, Yargılama sonucunda mahkemece davalı ... hakkındaki dava kabul edilmiş, davalı ...'in ise salt kayıt maliki olması sorumluluğunu gerektirmediğinden aleyhindeki dava red edilmiştir. Davacı, araç maliki sıfatıyla aleyhinde dava açtığı davalı ...'in aynı zamanda işleten sıfatının da bulunduğunu yargılama sırasında hiçbir şekilde ileri sürmediği gibi temyiz aşamasında dahi ileri sürmemiş, bu konuda hiçbir delilde bildirmemiştir. Davalılar arasındaki harici satış olgusunun muvazaalı ve davacıyı zararlandırmaya yönelik bir davranış olduğu da davacı tarafça iddia edilmemiştir. Ceza dosyası içeriğine ... plakalı aracın davalı ...'in evinin önünden çalınmış ve kaza sonrasında zabıtaca davalı ...'e teslim edilmiş bulunmasına göre 2918 sayılı yasanın 3.maddesinde öngörüldüğü şekilde araç işleteninin davalı ... olduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, yerel mahkemece de davalı ...'in işleten sıfatı kabul edilerek hakkındaki dava kabul edilmiştir. Davacının, davalı ...'in araç maliki sıfatına dayanmasına, aleyhinde işleten sıfatı ile talepte bulunmamasına göre Türk Hukuk ve Doktrininde de benimsenen maddi kritere göre salt araç kayıt maliki olmak, 2918 sayılı yasanın 3.maddesinde tanımlanan ve 85.maddede ki sorumluluğu gerektiren işleten sıfatının kabulünüde gerektirmediğinden, 2918 sayılı yasa hükümlerine göre hukuki sorumluluğu bulunmayan davalı ...hakkındaki davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanması gerekirken bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.