2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/4668 E. , 2019/4692 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına dair Dairemizin 28/03/2018 gün ve 2016/14544-2018/4048 sayılı ilamıyla ilgili davacı erkek tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının ( TMK m. 166/1) yapılan yargılaması sonunda, mahkemece davacı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı,davalı kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, kayınvalidesine fiziksel şiddet uyguladığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ( TMK m. 166/1), kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen karar davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 28.03.2018 tarih 2016/14544 esas ve 2018/4048 karar sayılı ilamı ile “ 1-) ... Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Davacı erkek, kadının birlik görevlerini yerine getirmediği ve annesine fiziksel şiddet uyguladığı vakıalarına dayanmamış olup erkeğin dayanmadığı vakıalar kadına kusur olarak yüklenemez. Mahkemece erkeğe yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlar yanında erkeğin kadına hakaret de ettiği ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı erkeğin boşanma davasının reddi gerekirken tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesi kabulü doğru görülmemiştir. Ne var ki hükmün boşanmaya ilişkin bölümü temyizin kapsamı dışında bırakıldığından bu husus bozma sebebi yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2.Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek tam kusurlu olup davalı kadının kusuru bulunmamaktadır. Boşanmaya sebebiyet veren vakıalar kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları oluşmuştur. Mahkemece tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edilerek, maddi-manevi tazminatın şartları oluşmadığı gerekçesiyle davalı kadının maddi-manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekirken reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Davacı erkek tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Dosyanın yeniden yapılan incelemesinde, davacı erkeğin dava dilekçesinde eşinin sık sık evden gittiğini belirterek evlilik birliğinden kaynaklanan görevleri yerine getirmeme vakıasına dayandığı, bu vakıanın da davacı erkek tarafından ispatlandığı, davalı kadının da süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği, bu bakımdan erkeğe kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, gerçekleşen bu durum karşısında davalı kadının evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği buna karşılık davacı erkeğin de mahkemece kusur olarak yüklenen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen kusurlu davranışına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı erkeğin davalı kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi doğru olmamıştır. Taraflar, cevaba cevap ve 2. cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmaların genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra ise diğer tarafın açık muvafakati ve ıslah dışında iddia ve savunma genişletilemez yahut değiştirilemez (HMK m. 141/1).Davalı kadına usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı kadın süresi içerisinde cevap dilekçesi vermemiş, süresinden sonra verdiği 14.10.2014 tarihli dilekçe ile tazminat talebinde bulunmuş, davacı tarafın ise bu taleplere açık muvafakati olmamıştır. İşbu talep iddianın ve savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmamaktadır. Durum böyleyken davalının maddi ve manevi tazminat talepleri ( TMK m. 174/1-2) ile ilgili olarak “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde bu taleple ilgili “Ret" kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla hüküm yukarıda açıklanan şekilde bozulacakken ilk inceleme sırasında davalı kadının süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği ve davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmeme vakıasına dayandığı hususu gözden kaçırıldığından Dairemizin 28.03.2016 tarihli ilamı ile yazılı şekilde bozma yapılması hatalı olmuştur. Bu bakımdan davacının karar düzeltme talebi haklı ve yerinde olduğundan kabulüne, Dairemizin bozma ilamının bütünüyle kaldırılmasına, yukarıda şekilde mahalli mahkeme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.