2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2018/7044 E. , 2019/5920 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre; davacı kadının, davalı erkeğin cinsel problemlerini akrabaları yanında ifşa ettiği, davalı erkeğin ise; ağabeylerinin hamile eşini müşterek konuttan kovmasına sessiz kaldığı, evin temel ihtiyaçlarını gidermediği, fiilen ayrı oldukları dönemde dünyaya gelen ortak çocuğu görmediği ve ihtiyaçlarını da karşılamadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalı erkeğin ağır davacı kadının az kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kabul edilen bu kusurlu davranışlardan davalı erkekten kaynaklı eylemler davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu durumda kadın yararına TMK m. 174/2 koşulları oluşmuştur. Mahkemece şartları oluştuğu halde davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmemesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2.İlk derece mahkemesince boşanma ve fer'ilerine yönelik olarak tesis edilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince; erkeğin ağır kusurlu olduğu ve kadın lehine maddi tazminata hükmolunması gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin kararının düzeltilmesine, "Aksaray l. Aile Mahkemesinin 09/05/2017 tarih 2016/419 Esas ve 2017/469 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasından 6. bendin çıkartılmasına, yerine "6.bend olarak 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin yasal koşulları bulunmadığından reddine" yazılarak hükmün bu şekilde düzeltilmesine" karar verilmiştir. Gerçekleşen hale göre bu konuda eda hükmü oluşturacak şekilde esas hakkında karar verilmemesi doğru görülmemiştir (HMK m.
353.f.l/b-2).