Esas No
E. 2013/1181
Karar No
K. 2013/15833
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2013/1181 E.  ,  2013/15833 K.

"İçtihat Metni"......

Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin, 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddesince tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddeleri olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Davacı Kurum, davada 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca istemde bulunduğu halde, sigortalının işe giriş tarihi ve işe girişinin süresinde Kuruma bildirilip bildirilmediği yöntemince araştırılmamıştır.

İş kazasının meydana geldiği 16.12.1998 tarihinde yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Yasanın 9. maddesi (4447 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki hali ) gereğince, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalıları Kuruma bildirmeleri için 1 aylık süre öngörülmekte olup ve anılan yasanın 10. maddesine göre ise, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, 506 sayılı Yasanın 9. maddesinin iş kazasının meydana geldiği tarih olan 16.12.1998 tarihinde yürürlükteki şekline göre, işverenin 10. madde hükmüne göre kusursuz sorumluluğu, sigortalının işe başlatılmasından sonraki bir aylık süre içinde, işe giriş bildirgesinin işveren tarafından Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi şartlarına bağlı olup; Mahkeme tarafından, buna ilişkin bir araştırma ve irdeleme yapılmamıştır. Sigortalının hangi tarih itibariyle işyerinde çalıştığının ve bu kapsamda verilmesi gereken işe giriş bildirgesinin tarihinin ve Kuruma intikal tarihi belirlenmeli ve bütün olgular birlikte değerlendirilerek somut olayda 506 sayılı Yasanın 9. ve ./... -2-

10.maddesi hükmündeki koşulların oluşup oluşmadığı tespit edilmelidir. Bu yönde yapılacak değerlendirmede, kazalının aynı zamanda yaşlılık aylığı da aldığı yönündeki iddia araştırılmalı, bu durumun sabit olması halinde dahi, 506 sayılı Yasanın 62. maddesinin “sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmü de gözetildiğinde ve sigortalının anılan Yasanın 63. maddesi hükümlerine göre sosyal güvenlik destek primi kapsamında çalışmadığının da anlaşılması durumunda, yaşlılık aylığı tahsisinden önce işveren yanındaki çalışmasının sona erdirdiğinin kabulü zorunlu olup, davalı işverenin, yaşlılık aylığı tahsisinden sonra yeniden çalışmaya başlayan sigortalı hakkında işe giriş bildirgesinin yukarıda zikredilen yasal düzenlemeler çerçevesinde Kuruma verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekir. Davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluğu; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.

Ancak, işverenin, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “...Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme...” gereği öngörülmüştür. İşverenin, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi yanında 10. maddesi uyarınca da sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

2.506 sayılı Yasa’nın 92. maddesine göre, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazası ve meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından bağlanan aylığın da yarısı verilir.

İnceleme konusu somut olayda; iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı da bağlandığı iddiaları karşısında, hak sahiplerine ölüm aylığı yanında ayrıca işkazası nedeniyle gelir bağlandığının anlaşılması karşısında, Mahkemece, gelirlerin ilk peşin değeri anılan Yasanın 92. maddesi kapsamında belirlenip, davalı işverenin kusurlu/kusursuz sorumlulukları gözetilerek karar verilmelidir. ../... -3-

3.Hak sahipleri arasında gelirden çıkan olup olmadığı araştırılmalı, bu yöndeki iddianın doğruluğu belirlenir ise, gelirden çıkana yapılan fiili ödeme miktarı saptanıp, ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılarak Kurum zararı belirlenmelidir.

4.Kabule göre, ilk peşin sermaye değerli gelirler yerine, onay tarihi itibariyle bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin dikkate alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular incelenmeksizin, eksik inceleme sonucunda yazılı hüküm kurulması isabetsizdir. O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2013 günü oybirliği ile karar verildi.

.....

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog