Aramaya Dön

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2013/12646
Karar No
K. 2013/13622
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/12646 E.  ,  2013/13622 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye

İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Borçlu davalı hakkında kira alacağı nedeniyle tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine davacı alacaklı, icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesini istemiştir.Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Örnek 13 ödeme emrinde 7 günlük itiraz, 30 günlük ödeme sürelerinin yazılmadığı görülmüştür. İ.İ.K.nun 269/1.maddesi göndermesi ile Borçlar Kanununun 260.( TBK315) maddesinde yer alan yasal ödeme süresi olan 30 günlük ödeme süresinin borçluya verilmemesi durumunda tahliye istenemez ve bu ödeme emrinin geçerli bir ödeme emri olduğu kabul edilemez. Yasal koşulları içermeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmayacağından davacının tahliyeye ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Davacının alacağa ilişkin temyizine gelince;

Ödeme emrinde 7 günlük süre gösterilmediğinden bu durum borçluya takibe karşı süresiz itiraz hakkı verir, davacı alacaklı 09.04.2010 tarihli kira aktine dayanarak davalı hakkında 15.02.2012 tarihinde başlattığı icra takibi ile ödenmeyen Kasım 2010, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Kasım ve Aralık 2011 ile Ocak, Şubat ve Mart 2012 aylar kira bedelinin tahsilini istemiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu itirazında kira parasını elden ödediğini beyanla ödeme savunmasında bulunmuştur. Davalı borçlu kiracı olduğunu kabul etmiş ve kira miktarına itiraz etmemiştir. Bu durumda taraflar arasında icra takibi, kira sözleşmesi ve miktarı açısından kesinleşmiştir. Davalı borçlu elden ödeme savunmasında bulunduğuna göre ödemeyi İİK’nun 269/c maddesinde yazılı belgelerle kanıtlamak zorundadır. diğer taraftan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.

Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesinde herhangi bir ayın kirası ödenmediği veya gereğinden eksik ödendiği takdirde muacceliyet (ceza) koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına ve kiralananın niteliğine göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.

Davalı borçlu hakkında 15.02.2012 tarihinde başlatılan icra takibinde muacceliyet koşulu uyarınca Mart 2012 ayı kirasının da tahsilinin istenildiği ancak sözleşmedeki muacceliyet koşulu geçersiz hale geldiğinden takip tarihi itibarıyla 2012 Mart kirasının muaccel olmadığı görülmektedir. Bu durum ve alacaklının ödeme konusundaki beyanı ile belgeye dayalı ödemeler gözetilip, bakiye borç tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken alacak yönünden yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda (1) No'lu bentte yazılı nedenle kararın tahliyeye ilişkin kısmının ONANMASINA, (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın alacağa ilişkin bölümünün BOZULMASINA, onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadı, 07/10/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.