17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2013/11417 E. , 2014/16044 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı borçlu vekili ve kararda satış yetkisi verilmesi gerektiği iddiası ile davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı hakkında Bitlis İcra Müdürlüğünün 2006/510 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı ve hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için dava konusu taşınmazlarını diğer takip borçlusu ... 'in kayınbiraderi olan davalı ... 'e devrettiğinden bu devirlere ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı 3.kişi vekili, aciz durumunun söz konusu olmadığı, rayiç bedel üzerinden satışın yapıldığından haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, itirazın iptali davasında teminat mektubu sunulduğu ödeme gücünün olduğunu ve satışın muvazalı olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından borçlunun borcun doğumundan sonra gerçek değeri altında fahiş farkla diğer borçlunun kayınbiraderi olan üçüncü kişiye satış yapıldığının anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar vermiş; hüküm, davalı borçlu vekili ve kararda satış yetkisi verilmesi gerektiği iddiası ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, İİY'nın 278/2 maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptali tabi olduğunun öngörülmesine, göre davalı borçlu vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasındaki alacak ve ferilerine şamil olmak üzere tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekirken miktar ve takip dosyası belirtilmeden infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.