Esas No
E. 2018/6999
Karar No
K. 2019/27133
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2018/6999 E.  ,  2019/27133 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: 5411 sayılı Bankacılık Kanununa muhalefet
HÜKÜM: Sanık ... hakkında beraat; sanık ... hakkında hükümlülük

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebi süresinde görülmediğinden reddine karar verilerek yapılan incelemede; I) Katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ve 5271 sayılı CYY.nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Hükmün gerekçesinde ise CYY'nın 230. maddesi uyarınca, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunun nitelendirmesinin yapılması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan veya reddedilen delillerin belirlenmesi ile mantıksal ve hukuksal bütünlük sağlanarak herkesi tatmin edecek ve anlaşılır kararın, bu hali ile Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.01.2011 tarih ve 2010/7-192, - 2011/1 sayılı kararında belirtilmiştir.

Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulama da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. 5271 sayılı CYY'nın 230. maddesinin 1/c bendine uygun şekilde ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiillerine uygun delillerin ayrı ayrı nitelendirilmesi yapılarak ve mahkumiyete götüren delillerin nelerden ibaret olduğunun açıklanması, deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurularak ve ayrı ayrı zimmet fiilinin delillerinin belirlenmesi ve ortaya konularak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 01.12.2010 tarih 2010/6860 Esas- 2010/16393 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere tediye fişleri kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin, basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından; mudinin yanıltılarak veya kandırılarak imzalatılan boş bir tediye fişini kullanıp, mudinin bilgi ve talimatı olmaksızın hesabından para çekerek mal edinilmiş ise eylem nitelikli zimmet; mudi ya da mudilerlerin güvene dayalı olarak boş tediye fişlerini önceden kullanılmak üzere banka görevlisine vermesi halinde güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, imzasız tediye fişleri ile tediye fişi olmaksızın mudilerin hesaplarından para çekmek şeklindeki eylemlerin ise basit zimmet suçununu oluşturacağı,sahte imzalı fişlerle gerçekleştirilen zimmet eylemleri yönünden imzanın ilk bakışta sahteliğinin anlaşılması halinde basit, aksi halde nitelikli zimmet kabul edilmesi gerektiği gözetilerek her bir işlemin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmadığının nitelendirilmesi gerekirken, sanığın gerçekleştirdiği bankacılık işlemlerinin hangilerinin nasıl ve ne şekilde zimmete konu olduğu, toplam zimmet miktarının ne şekilde tespit edildiği açıklanmadan işlemlerin tamamının gerekçesiz şekilde nitelikli zimmet kabul edilmesi,

Kabule göre ise;

1.Mudi ...'in hesabında gerçekleştirilen zimmet sonrasında sanık tarafından başka hesaplardan 144.088 TL iade gerçekleşmesi nedeniyle sanığın bu hesapta sorumlu olduğu zimmet miktarının bozma öncesi bilirkişi raporunda belirtilen 127.996,77 TL yerine 137.996,77 TL olarak kabul edilmesi gerekirken iade miktarı konusunda herhangi bir anlatım içermeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması,

2.Mehmet-... isimli mudilerin ortak hesaplarından gerçekleşen zimmet eylemleri nedeniyle 17.01.2012 tarihli iddianame ile 82.000 TL 'lik işlem için ek kamu davası açıldığı anlaşılmış ise de; 22.08.2008 tarihli iddianame ile bu hesaplarla ilgili 58.287 TL zimmet gerçekleştirildiğinden bahisle kamu davası açıldığı, kanuni soruşturma raporu ve 24.02.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre ise sanığın bu hesaptan sorumlu olduğu zimmet miktarının iadeler düşüldükten sonra 67.698,62 TL olarak belirlenmesi karşısında sanığın bu hesaptan gerçekleştirdiği zimmet miktarı konusundaki tereddüt giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3.... isimli mudinin hesaplarından gerçekleşen usulsüz işlemlerle ilgili olarak 15.08.2005 tarih F04014 nolu ve 04.12.2006 tarih F 01897 nolu dekont fotokopileri üzerinde yaptırılan grafoloji incelemesi sonucu düzenlenen 16.09.2009 tarihli raporda imzaların mudi eli ürünü olduğu belirtilmesine rağmen aynı dekont asılları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 09.06.2008 tarihli raporda imzaların ... 'nin elinden çıkmadığının anlaşılması karşısında adı geçen mudiye ait imza örnekleri ile imza kartonetlerinin mahkemece getirtilerek dekonttaki imzanın mudiye ait olup olmadığının tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak, raporlar arasındaki çelişki giderilerek hüküm kurulması gerekirken fotokopi dekontlar üzerindeki inceleme yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması,

4.Mudi ...'in hesaplarındaki işlemlerin çoğunlukla eşi ... tarafından yapıldığı ve dekontların ... tarafından eşi ... yerine imzalandığı, yine mudi Sermet'in sanık ...'a önceden imzalı boş fişler verdiği; 03.08.2008 tarihli grafoloji raporunda 04.06.2007 tarih ve F 03000 nolu, 12.06.2007 tarih F 02000 nolu ve 21.03.2008 tarih F 00867 nolu dekont asılları üzerindeki inceleme sonucunda bu imzaların ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve 12.10.2016 tarihli Adli TIP Kurumu raporunda da bu 3 dekonttaki imzaların ne ... ne de ....'a ait olmadığının tespitinin bu hususu doğruladığı, soruşturma raporunda da bu 3 işlemle ilgili olarak mudilerin bilgisi dahilinde gerçekleşmesi nedeniyle zimmete dahil edilmediği; 02.09.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda ise mudi imzaları (sahte-anlaşılıyor) ifadesiyle belirtilerek basit zimmet olarak kabul edilen dekontlar üzerindeki imzaların da ...'in eşi yerine attığı bu imzalarla ilk bakışta oldukça benzediği de gözönünde bulundurularak, mudiler .... ve ...'e ait imza kartonetleri getirtilerek, ....'a ait imzalar ile birlikte Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak, imzaların aidiyetinin ve aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi ve boş fiş verilmesine dair ifadeler de değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması,

5.Mudi ...'in yaşı nedeniyle şubeye gelememesi nedeniyle bankacılık işlemlerinin oğlu ...'e verdiği vekaletname ile oğlu tarafından yapıldığı, ...'in eşi ... gibi annesi ...'in de imzalarını taklit ederek dekontları imzaladığını ve işlemler sırasında sanığa toplu olarak imzalı boş fişler bıraktığını ifade etmesi, 09.02.2005 tarih F03516 nolu tediye fişinin soruşturma raporunda sahte imzalı olarak kabul edilirken, bilirkişi raporunda gerçek imza olarak kabul edildiği de gözetilerek, mudiler .... ve ....'e ait imza kartonetleri getirtilerek, ....a ait imzalar ile birlikte Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak, imzaların aidiyetinin ve aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece saptanması, denetime imkan verecek şekilde tutanağa geçirilmesi ve boş fiş verilmesine dair ifadeler de değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması,

6.Mudi ...'in hesabından gerçekleşen ve 23.03.2005 tarihli F0623 nolu dekontla 8000 TL tutarlı vadeli hesaptan para çekme ve 25.03.2005 tarihli F05546 nolu dekontla 2000,04 TL vadeli hesap kapama işlemlerine ilişkin olarak herhangi bir inceleme içermemesi nedeniyle zimmet miktarına dahil edilip edilmediği anlaşılamayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması,

7.Sanığın mal edindiği kabul edilen dövizlerin zimmete geçirilme tarihi itibariyle geçerli olan T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek hesaplanması gerekirken son işlem tarihindeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,

8.Kısa kararda yargılama giderinin gerekçeli kararda ayrıntılı olarak gösterileceği belirtilmesine rağmen gerekçeli kararda yine aynı ifadeler kullanılarak sanık hakkında hükmolunan yargılama gideri miktarının belirtilmemesi, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

II) Katılan vekilinin beraat eden sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

Tüm dosya kapsamının incelenmesinde sanık ... ile sanık ... arasında banka müşterisi olmasının ötesinde uzun süreye dayalı samimiyetin bulunduğu, her ne kadar sanık ... söz konusu EFT işlemlerinin karşılığının tamamını elden ...'a götürerek veya göndererek verdiğini, havale bedellerinin karşılığını da şubeye nakit olarak yatırdığını, ...'ın karşılıksız işlem yapmadığını ifade ederek atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de söz konusu işlemleri gerçekleştiren ve işlemler üzerinde parafları bulunan banka servis görevlilerinin ifadelerinden söz konusu işlemlerin tamamının ...'ın talimatı üzerine yapıldığı, bu işlemlerin hiç birinde ... isminde birinin şubeye nakden para getirmediği, ... isimli bir müşteriyi tanımadıklarını beyan etmeleri, işlemi onaylayanın .... olmamasına rağmen bazı fişlerde imzasının bulunması nedeniyle bu işlemlerden haberdar olmamasının mümkün olmadığı, mudi hesaplarından usulsüz işlemler yapan sanık ...'ın ... adına yapılan işlemleri kendi kullanıcı şifresiyle gerçekleştirmesinin zaten beklenemeyeceği, işlemlerin dikkat çekmemesi için aynı gün farklı saatlerde yapıldığı, bu işlemler sırasında astı konumundaki banka görevlilerinin şifreleri ile açık bulunan bilgisayarlarından da işlem yaptığının sıklıkla ifade edildiği, servis görevlisi ...'nın da ifade ettiği gibi işlemi yapan görevlilerin EFT/havale masrafı sormaları halinde ...'ün kız kardeşi olduğunu söyleyerek masraf almadığı, her ne kadar sanık savunmasında söz konusu işlemleri ticari faaliyeti kapsamında yaptığını ifade etmiş ise de vergi kayıtlarından ticari faaliyetini 30.03.2004 tarihinde terkin ettiği, söz konusu havale ve EFT işlemlerinin büyük bir kısmının ise sanığın ticari faaaliyetinin olmadığı dönemde yapıldığının anlaşıldığı, söz konusu işlemlerde kullanıcı şifresi ve parafları bulunan banka görevlilerinden Tarık Bilaloğlu'nun müfettiş incelemesinde alınan ifadesinde göndericisi ... olan EFT ve havale işlemleri sırasında EFT/havale bedellerinin .... tarafından ana kasaya teslim edildiği ya da diğer personelle arasında devir işlemi gerçekleştiğinin beyan edildiği, banka görevlisi ....'in de ifadesinde 20.03.2007 tarih F02097 nolu fişle gerçekleşen 3.500 TL 'lik EFT işlemi sırasında ....'ın kendisine elden para getirdiğini ifade etmesi dosya içerisindeki ana kasa hareketlerini içerir flash disk üzerinde yapılan incelemede de mudilerin hesaplarından yapılan bazı usulsüz tediye işlemleri sonrasında ''013'' kodlu banko kasası olan ....'ın kasasına mesai saatleri sonrasında devirler gerçekleşmesinin de tanık anlatımlarını doğruladığı; sanık ...'ın mudilerin hesaplarından usulsüz işlemler ile zimmetine geçirdiği paranın bir kısmını sanık ... adına yapılan EFT ve havale işlemleri ile sube dışına çıkardığı, yukarıda sanık ... hakkında ayrıntıları belirtilen bozma nedenleri doğrultusunda mahkemece sanığın eylemlerinin vasıf ve mahiyeti belirlendikten sonra sanık ...'in de bu eylemlerinde sanık ...'a yardım etmekten sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle beraatine hükmedilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 5411 sayılı Bankacılık Kanunu K5271 md.230 K1412 md.321 K5320 md.8/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.