12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2013/19121 E. , 2013/29656 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 05/03/2013
NUMARASI : 2012/467-2013/135
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Çeklerin keşide tarihine göre uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 702. maddesinde, "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılacağı...." öngörülmüştür. Ciro silsilesi içerisinde imzası olan ve senedi elinde bulunduran müracaat borçlusu yetkili hamil sayılır (6102 sayılı TTK'nun 790.maddesi).
Somut olayda, alacaklı tarafından 30.11.2011 ve 30.12.2011 keşide tarihli 2 adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlunun söz konusu çeklerde alacaklının ibraz anında yetkili hamil olmadığını belirterek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece ilgili bankadan celp edilen çeklerin ibraz anındaki fotokopilerine göre alacaklının ibraz anında ciro zincirinde yer almadığından bahisle takibin iptaline ve tazminata hükmedildiği görülmektedir.
Takip dayanağı çeklerin suretlerinin incelenmesinde, ilk cironun lehtara ait olup takip alacaklısı T.S. 'in ciro silsilesi içerisinde yer aldığı, süresinde bankaya ibraz edildikleri, vasıflarının tam olduğu ve alacaklının yetkili hamil olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bankadan çekteki ciro durumu sorulup yargılama yapılarak sonuca gidilmesi doğru değildir. Zira, banka yazısı İİK.nun 169/a madde kapsamında belge sayılamaz. Bu durumda mahkemece yukarıdaki yasal düzenleme ve çek aslı üzerindeki bilgiler nazara alınarak, şikayetin reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde bankadan celp edilen fotokopiler esas alınarak kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan,
HMK'nun 297. madesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereğince hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.