12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2012/19004 E. , 2012/18218 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Ses ve görüntülerin kayda alınması
Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 286/1,53/1,58/7 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Ses ve görüntülerin kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur.
Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mâhkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Bu ilkelere uyulmadan, olayın oluş şekli ile sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi gösterilmemek suretiyle yasal gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
2.Kararın gerekçe kısmında ve hüküm fıkrasında sanığın kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması suçunu işlediği belirtildiği halde, sanığa iddia olunan eylemle ve dosya içeriğiyle uygunluk arzetmeyen ses ve görüntülerin kayda alınması suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi gereğince sanığa ek savunma hakkı da verilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 286. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,
3.TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası uygulanırken, sanığın bu hakları kullanmaktan yoksunluğunun; (3) numaralı fıkra gereğince kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, (2) numaralı fıkra gereğince ise diğer haklar ve yetkiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar süreceğinin gözetilmemesi,
4.Dosya içeriğine göre; Bursa ili İznik ilçesi Mustafalı köyü sınırları dahilindeki Yılmaz Kamp isimli işyerinin sahibi olan sanığın, “TAPDK Satış Belgesi” almak amacıyla Bursa Bakkallar Esnaf Odasına müracaat ettiğinde, “işyeri ikametgahı” ya da “işyeri faaliyet belgesi” olarak adlandırılan ve bağlı olduğu muhtarlık tarafından düzenleneceği söylenen belgeyi temin edip getirmesinin istenilmesi üzerine, Mustafalı köyü muhtarı olan şikayetçinin yanına giderek “işyeri ikametgahı” tanzim edip, tarafına verilmesini istediği, şikayetçi muhtarın “işyeri ikametgahı” şeklinde bir belge duymadığını ve MERNİS'ten sorgulama yaptığında da bu tür bir belgeye rastlamadığını söyleyerek sanığın talebini reddetmesi üzerine, sanığın İznik C.Başsavcılığına başvurarak, şikayetçi muhtarın “ben sizi benim köyün sınırları içerisinde istemiyorum, ikametgahınızı Valilikten gidin alın, sizin yüzünüzden 8 ay ceza aldım” dediğini, belgeyi vermeyen şikayetçi muhtar ile aralarında geçen konuşmaları cep telefonunun ses kaydetme fonksiyonunu açık bırakarak kaydedip, kaydetmiş olduğu konuşmayı içerir CD'nin bir örneğini şikayet dilekçesine ekli olarak sunduğunu ifade ederek, şikayetçi muhtar hakkında suç duyurusunda bulunmasını müteakip, şikayetçi muhtarın da kendisinden izinsiz olarak konuşmalarını kaydeden sanıktan şikayetçi olduğu ve sanığın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği belirtilerek 5237 sayılı TCK'nın 133/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasının istenildiği olayda, iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/1 maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesinin, 5237 sayılı TCK'nın 133/1 maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmadığı, koşulları bulunduğu takdirde, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/3 maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi, başka bir anlatımla içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin suç olarak düzenlendiği, ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntülerini dinleme, izleme ya da kaydetme eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, esasen bu hallerde, kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği nazara alınarak, olayın oluş şekli ve sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi bakımından, iddiaya konu konuşma kaydını içerir adli emenetin 2009/8 sırasında kayıtlı CD üzerinde inceleme yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
5.Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.