Esas No
E. 2012/6463
Karar No
K. 2013/2423
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

17. Hukuk Dairesi         2012/6463 E.  ,  2013/2423 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Davacı vekili, davalı ... hakkında vergi denetmenleri tarafından düzenlenen raporlarda adı geçen vergi mükellefi tarafından diğer davalılara muvazaalı olarak verilen vekaletnamelerin vergi alacağının bu davalılardan tahsili amacıyla 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca iptalini talep etmiştir.

Davalılar davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece davalı ...’ye verilen vekaletnamenin muvazaalı olduğunun kanıtlanamaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, diğer davalı ...’a verilen vekaletnamenin ise muvazaalı olması nedeniyle hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 27. maddesinde, ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğu, 28. maddesinde, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlariyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufların, kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin ve borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitlerin bağışlama niteliğinde olduğu, 29. maddesinde borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinlerin, borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin, vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemelerin hükümsüz olduğu, 30. maddesinde ise borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazımgelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu belirtilmiş, yine aynı yasanın değişik 35. maddesinde, Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacakları, Mükerrer 35. maddeye göre ise, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı, temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilecekleri, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları,kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı öngörülmüştür. Somut olayda davacı taraf borçlu ... tarafından davalı ...’a verilen 08.11.2005 tarihli ve ...’ye verilen 27.09.2004 tarihli genel vekaletnamelerin iptali istenilmiş, mahkemece ...’a verilen vekaletnameye ilişkin davanın kabulüne, diğer davalıya verilen vekaletnameye ilişkin davanın ise reddine karar verilmiş, davacı reddedilen kısım yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. Ancak verilen vekaletnamelerin yukarda açıklanan yasa maddeleri kapsamına giren ve iptali gereken tasarruf işlemi nitelinde olmadığı, borçlunun mal varlığında her hangi bir eksilme olup olmadığının ileri sürülmediği, davacı tarafın kamu alacağını borçlu ve borçlu ile işlemde bulunan kişiler ile şirket ortak ve yöneticilerinden koşulların oluşması halinde 6183 sayılı amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ve 213 sayılı vergi usul yasasında öngörülen usuller çerçevesinde icra takibi yapmak suretiyle tahsil edebileceğinden borçlular tarafından verilen vekaletnamenin iptali istemine ilişkin davanın kabulü doğru değildir. Ancak aleyhe temyiz istemi bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamış olmakla tüm dosya içeriğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 28.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 213 sayılı Vergi Usul Kanunu K6183 md.27
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog