(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/16239 E. , 2013/8875 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal paylaşımı
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı mal paylaşımı davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ziynet alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, düğünde davacıya 99 adet çeyrek altın, 16 adet 22 ayar burma bilezik takıldığını, bunların tamamının müvekkilinin rızası hilafına davalı tarafından alınarak önce ablasına borç olarak verildiğini, daha sonra geri alınınca kendisine araba aldığını, arabayı da ablasına sattığını bildirerek bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili,ziynetlerin bozdurularak müvekkilinin ablasına borç verildiğini,borç ödendiğinde davacı adına kayıtlı aracın satın alındığını,aynı aracın satışından elde edilen para ile de davacının TOKİ'den harici satış sözleşmesi ile ev satın aldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise bir kısmının bozdurulduğunu geri kalan kısmın ise davacı tarafından giderken götürüldüğünü savunmuştur.
Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve iadesi gerekir.
Olayımıza gelince; davacı kadın, altınların bozdurularak davalının ablasına borç verildiğini,borç ödendiğinde kendi üzerine kayıtlı aracın satın alındığını,aynı aracın davalının ablasına satıldığını, satıştan elde edilen paranın davalıda kaldığını iddia etmiştir.Davalı koca ise aracın satışından elde edilen para ile davacının Toki'den ev satın aldığını savunmuştur.Bu durumda ispat külfeti davacı kadına aittir.Davacı yemin deliline de dayanmış olduğundan bozdurulan altınların harcandığı yönünde davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.