3. Hukuk Dairesi
3. Hukuk Dairesi 2012/4062 E. , 2012/9131 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde herbir davalıdan 5.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde, davalının etkili eylemi sonucunda yaralanan ve hakarete uğrayan davacının sosyal ve duygusal anlamda da zarara uğradığı ileri sürülerek her bir davalıdan 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istenilmiş, Mahkemece dava kısmen kabulü ile toplam 5.000,00 TL tazminatın 31.3.2006 tarihinden itibaren faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Davaya konu olayda; eylem tarihi, 31/03/2006 olup, davalıların yıllık geliri nazara alındığında ödeme gücü düşüktür. Yukarıda açıklanan olgular, yaşanan olayın köy yoluna müdahaleden kaynaklanması, davacının yaralanma derecesi nazara alındığında takdir edilen tazminat TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet olgusuna göre fazladır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar uyarınca daha düşük bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Kaldı ki, hakim kanunla düzenlenmiş istisnalar dışında tarafların iddia ve savunması ile bağlı olup, talepten fazlaya hüküm verilemez (HUMK.md.74) düzenlemesi gözetilmeden, talep olmadığı halde hükmedilen tazminatın iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.