17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2012/11421 E. , 2013/2467 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketine ZMSS ile sigortalı aracın kaza sırasında sürücü belgesiz kişinin sevk ve idaresinde olduğu sırada başka bir araca çarparak hasara neden olduğunu hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 4.026,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi de sunmamıştır.
Mahkemece toplanan delillere göre; aracın ehliyetsiz sürücü tarafından kullanılmasına izin veren davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilerek, davanın kabulü ile 4.026,00 TL. tazminatın 12.02.2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılması, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36.maddesi ve HUMK'nun 73.maddesi (HMK 27.madde) uyarınca, çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Öte yandan, tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Tebligat Tüzüğü Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat başlıklı
17.maddesi '' Hükmi şahıslara tebliğ salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Vekaletlerin ve bunların teşkilatının, mülhak ve hususi bütçeli idarelerle belediyelerin, köylerin ve hususi kanunlarına müsteniden kurulmuş olan teşekküllerle, şirketlerin ve cemiyetlerin salahiyetli oldukları mümessilleri tabi kanunlara ve statülerine göre tayin edilir. Hükmi ve hakiki şahsa ait bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticarethanenin o muamelede salahiyetli ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.'' hükmünü içermektedir. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda, davalı şirkete çıkarılan dava dilekçesi '' bizzat tebliğ '' şerhi ile tebliğ edilmiş ancak kime tebliğ edildiği, şirket yetkili mümessiline tebliğ edilip edilmediği bildirilmemiştir. Aynı şekilde gerekçeli karar da daimi çalışan kişiye tebliğ edilmiş bu kişinin evrak teslim almaya yetkisi olup olmadığı belirtilmemiştir.
Bu durumda, mahkemece davalı tarafa usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde taraf teşkili sağlanmadan, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.