17. Hukuk Dairesi
17. Hukuk Dairesi 2013/2382 E. , 2013/3701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin müdahil oldukları kazada ölenin mirasçılarına kaza nedeniyle ödeme yapılıp ibraname alındığı, buna rağmen davacıların aracın ZMSS poliçesinden 52.441 TL alarak haksız zenginleştiğini, sigortanın davalılara yapılan ödeme için davacılara rücu ettiğini belirterek sigorta tarafından ödenen miktarın davalılardan tahsilini ve bu para üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiş, mahkemenin 27.10.2011 tarihli ara kararı ile dava konusu banka hesabı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
Davalılar vekili, ibranamenin geçerli olmadığını belirterek, davanın reddini ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere göre, dava konusu alacağın bulunduğu davalı ...'ye ait banka hesabı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilmiş, davalıların tedbirin kaldırılmasına yönelik itirazı üzerine talebin reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun istinaf yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrasında ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı öngörülmektedir. Yine aynı Kanunun temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. 6100 sayılı Yasaya eklenen Geçici 3. maddenin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemeleri kuruluncaya kadar 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir. Bu durumda, temyiz incelemesinin yönteminin belirlenmesinde olduğu gibi temyize tabi kararların kapsamının belirlenmesinde de anılan kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin yer aldığı 427 ilâ 444. maddesi hükümleri gözetildiğinde; “geçici ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların reddine” ilişkin kararların temyize tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu tür kararların aleyhine temyiz yoluna başvurabileceğinin kabul edilmesi durumunda ise Yargıtay’ın yapacağı temyiz incelemesinin yönteminin ve vereceği karar sonucunun ne olacağı konusu açıkta kalacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonucu ile istinaf incelemesi sonucunda verilecek kararların nitelikleri farkılık arz etmektedir. 1086 sayılı Kanunun sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasaya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan "ihtiyati tedbir kararları" hakkında bölge adliye mahkemeleri için öngörülen Kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır. Yukarıda belirtilen nedenlerle; davacının başvurusunun temyiz niteliğinde olmadığı ve istinaf mahkemeleri için öngörülen yasa yolunun bu aşamada uygulanamayacağından bahisle anılan temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.