7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2016/2364 E. , 2019/38457 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1.
CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine engel hali bulunmayan sanığın, yakalama mahkemesi tarafından alınan savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi karşısında, sanık hakkında düzenlenen yakalama evrakına vergilerden ibaret zarar miktarı açıkça yazılmadığı gibi kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının da eklenmediği bu sebeple sanığın zarardan haberdar olmadığı anlaşılmakla, dava konusu eşyanın "ithalinde öngörülen gümrük vergileri ile diğer eş etkili vergiler ile mali yükler" toplam tutarı olan miktarın kamu zararı olduğunun sanığa bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/9. fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken kamu zararının giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2.
TCK'nun 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurları dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan sanığın sosyal ve ekonomik durumu gerekçe gösterilerek gün adli para cezasının tayininde alt sınırdan uzaklaşılarak teşdiden hüküm kurulması,
3.01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Yasanın 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK'nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinin 4. ve 9. yine 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasanın 81. maddesi ile 3. ve 8. fıkralarındaki değişiklikler göz önüne alındığında, ayrıca 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, adli para cezası ödeme emrinin tebliğinden sonra verilecek sürede ödenmezse, 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre hapse çevrilerek infazına şeklinde karar verilmesi,
4.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'nin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücretine hükmolunması,
5.Sanığın lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin isteminin, 5237 sayılı Yasanın 52/4. maddesindeki taksitlendirmeyi de kapsadığı gözetilmeden, adli para cezasının taksitlendirilmesine dair hükümde değerlendirme yapılmaması,
6.24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
7.Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak TCK'nun 62/1. madde ve fıkrası yerine TCK'nun 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK'nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
8.Dava konusu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde “...5607 SK’nun 13. ve 5237 sayılı TCK’nun 54. maddeleri gereğince müsaderesine," hükmedilmesi, Yasaya aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.