10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2019/2571 E. , 2019/8186 K.
"İçtihat Metni" T.C.
YARGITAY
10. Ceza Dairesi
Adalet Bakanlığının, 04/09/2019 tarihli yazısı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ... hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarihli ve 2014/15 esas, 2014/135 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/09/2019 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1.Sanık hakkında, 09/07/2012 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 11/03/2013 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli ve 2013/125 esas, 2013/232 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,
2.Hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05/12/2013 tarihli ve 2013/12286 esas, 2013/11034 karar sayılı ilâmıyla “sanığın 16/08/2012 tarihli diğer uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle dava açılıp açılmadığı, açılmışsa bu dosyanın getirtilerek incelenmesi, tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın eyleminin tek ya da iki ayrı suçu veya zincirleme suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması" gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği,
3.Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarihli ve 2014/15 esas, 2014/135 sayılı kararıyla “16/08/2012 tarihli suç bakımından 13/11/2012 tarihli iddianameyle dava açıldığı ve Mahkememizin 30/05/2013 tarihli ve 2012/385 esas, 2013/213 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, bu nedenle dosyaya konu 09/07/2012 tarihli eyleminin zincirleme suç kapsamında kaldığı ve müstakil bir suç oluşturmadığı” gerekçesiyle “hüküm kurulmasına yer olmadığına” dair karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, 09/07/2012 tarihindeki uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan sanık hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2013 tarihli ve 2013/3212 soruşturma, 2013/1022 esas, 2013/117 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yargılaması sonunda, sanığın mahkûmiyetine dair Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli ve 2013/125 esas, 2013/232 sayılı kararının "...sanığın suç tarihi olan 09/07/2012 tarihinde...'a uyuşturucu madde sattıktan sonra, 16/08/2012 tarihinde ......'a sattığı iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle dava açılıp açılmadığı, açılmışsa bu dosyanın getirtilerek incelenmesi, derdest ise davaların birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın bu dosya içine konulması, daha tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın eyleminin tek ya da iki ayrı suçu veya zincirleme suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması..." gerektiğinden bahisle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05/12/2013 tarihli ve 2013/12286 esas, 2013/11034 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip, mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, 16/08/2012 tarihindeki uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama eylemi nedeniyle evvelce Elazığ Cumhuriyet Savcılığının 13/11/2012 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, aynı Mahkemenin 30/05/2013 tarihli ve 2012/385 esas, 2013/213 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, dosyaya konu 09/07/2012 tarihli eyleminin zincirleme suç kapsamında kaldığı ve müstakil bir suç oluşturmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
1.5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince sanığın 5237 Türk Ceza Kanun'un 43. maddesi kapsamında kaldığı kabul edilen 09/07/2012 tarihli eylemine ilişkin 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitlerinden birisiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2.16/08/2012 tarihinde işlemiş olduğu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan sanık hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 13/11/2012 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, aynı Mahkemenin 30/05/2013 tarihli ve 2012/385 esas, 2013/213 sayılı kararı ile sanığın anılan suçtan mahkûmiyetine karar verildiği ve anılan kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, söz konusu Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05/12/2013 tarihli ilâmındaki aynı gerekçe ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 09/01/2019 tarihli ve 2015/13331 esas, 2019/188 karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verildiği ve dosyanın hâlen derdest olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkındaki davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği gözetilmeden karar tarihinde derdest olan Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/05/2013 tarihli kararını kapsayan dosyanın sonucu beklenilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." denilerek, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarihli ve 2014/15 esas, 2014/135 sayılı kararının bozulması istenmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: 09/07/2012 tarihli suça ilişkin 11/03/2013 tarihli iddianameyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda sanığın mahkûmiyetine ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05/12/2013 tarihli ve 2013/12286 esas, 2013/11034 karar sayılı ilâmıyla, “sanığın 16/08/2012 tarihli diğer uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle dava açılıp açılmadığı, açılmışsa bu dosyanın getirtilerek incelenmesi, derdest ise davaların birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın bu dosya içine konulması, daha sonra tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın eyleminin tek ya da iki ayrı suçu veya zincirleme suçu oluşturup oluşturmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması" gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece bozmaya uyularak yapılan araştırma sonucunda 16/08/2012 tarihli suça ilişkin olarak 13/11/2012 tarihli iddianameyle dava açıldığı ve aynı Mahkemenin 30/05/2013 tarihli, 2012/385 esas, 2013/213 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği ancak hükmün temyiz edildiğinin tespit edildiği,
Bu durumda 09/07/2012 ve 16/08/2012 tarihli suçların tek ya da iki ayrı suçu veya zincirleme suçu oluşturup oluşturmadıklarının tartışılması için bu davaların birleştirilmesi gerektiği, ancak 16/08/2012 tarihli suça ilişkin mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi için Yargıtay’da olduğu Mahkemece tespit edildiği halde, ikinci suça ilişkin temyiz incelemesinin sonucu beklenerek sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek 09/07/2012 suç bakımından CMK’nın 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “hüküm kurulmasına yer olmadığına” dair karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/04/2014 tarihli ve 2014/15 esas, 2014/135 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.