21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2012/17999 E. , 2013/13510 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/05/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava; davacının 1986 yılında başlayan tarım Bağ-Kur sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti ile tarım Bağ-Kur sigortalılığından kaynaklanan hizmetlerinden dolayı davacıya 1.5.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile davacıya 1.5.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 10.12.1959 doğumlu olan ve 7.4.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacının 31.1.1986 tarihinde 1479 sayılı Yasa uyarınca tescilinin yapıldığı, bu kayıt devam ederken 1.12.1986 tarihinde de 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı, ancak tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlangıcında 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı devam ettiğinden tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlangıçtan itibaren iptal edildiği, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 30.1.1987 tarihinde sona ermesinden sonra tarım Bağ-Kur sigortalılığından dolayı ilk prim ödemesinin 15.12.1999 tarihinde yapıldığı, bu nedenle Kurum tarafından bu tarihi takip eden 1.1.2000 tarihi itibari ile davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, Kurumca davacının 31.1.1986 – 30.1.1987 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında, 1.1.2000 – 6.4.2010 tarihleri arasında da 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun kabul edildiği, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığından dolayı prim borcu olmadığı, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalığından dolayı 15.12.1999 - 17.2.2011 tarihleri arasında düzenli prim ödemesi olduğu, Kurumca kabul edilen 1.1.2000 – 6.4.2010 tarihleri arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığına göre davacının prim borcunun olmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesine koşut geçmiş Tarım Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu Yasa'ya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile, 7. maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan Yasa'nın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir.
Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9. maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36. maddesi kapsamında Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat (kesinti) suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2. madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Bağ-Kur’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi Yasa'nın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. Sigortalının ürün bedelinden prim kesintisi yapılması halinde Kurumun re'sen tescil yapması Kanun gereği olup bunun için davacının dava açmasına veya ayrıca Kuruma başvurmasına gerek yoktur.
Somut olayda; davacının 2926 sayılı Yasa kapsamındaki ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılıklarına ilişkin sicil dosyalarının getirtilmediği, buna göre tarım Bağ-Kur ve esnaf Bağ-Kur sigortalılığının hangi işlemle başlayıp hangi işlemle sona erdiğinin anlaşılmadığı, davacının Kurumca kabul edilmeyen dönemdeki tarımsal faaliyeti ile ilgili olarak tanık dinleme dışında hiçbir araştırma yapılmadığı gibi ihtilaflı olan 1.2.1987- 31.12.1999 tarihleri arasında prim borcu olup olmadığına dair bir araştırma da yapılmadığı görülmüştür.
Yapılacak iş, 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki ve 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılıklarına ilişkin sicil dosyalarını getirterek davacının ihtilaflı olan 1.2.1987- 31.12.1999 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalı olup olmadığını araştırmak, bunun için de; davacının tarım Bağ-Kur sigortalılığı için Kuruma başvurusu olup olmadığı, Kurum tarafından davacının sattığı ürünlerden kesinti yapılıp yapılmadığı, prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetin saptanması bakımından, ürünlerin ne şekilde değerlendirildiği, davacının tarımsal faaliyete elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmazların kiralanması suretiyle yürütüldüğü iddia ediliyor ise, bu konuda taşınmazların kimden, hangi yıllar için kiralandığı, hangi tarımsal ürünlerin üretimi için faaliyette bulunulduğu, kiralayan kişinin Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunup bulunmadığı, kiracının kiralama yoluyla tarımsal faaliyetini yürütmeye elverişli tarımsal alet edevatının bulunup bulunmadığı gibi ayrıntılı araştırma yapmak, gerektiğinde tarımsal faaliyetin yapıldığı iddia edilen dönemdeki muhtar ve azaların bilgilerine başvurmak, özetle, tarım faaliyetinin devam edip etmediğini hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortaya koymak ve ondan sonra da davacının yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirerek karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.