8. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F MAHKEMESİ K A R A R I
DOSYA NO: 2018/1104
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2018
NUMARASI : 2016/680 E., 2018/170 K.
DAVANIN KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesi ile, 30/05/2013 tarihinde yol kenarında yaya olarak yürüyen ve müvekkillerinin desteği olan ... plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması neticesinde desteğinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının meydana geldiğini, oluşan kaza neticesinde müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını, kazaya sebebiyet veren araç plakasının tespit edilememesi nedeniyle dava konusu kazada muhatabın davalı Güvence Hesabı olduğunu, müvekkilleri tarafından davalı Güvence Hesabına 2013 yılında başvuru yapıldığını, davalı tarafça müvekkillerine bir kısım ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödeminin yeterli olmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 500,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17/11/2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini davacı ... için 6.635,89-TL'ye, davacı ... için 13.797,02-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili tarafından davacılara 07/11/2013 tarihinde 9.382,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, ödeme tarihinden itibaren 2 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; kazanın meydana gelmesinde davacıların murisinin %60, tespit edilemeyen araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğu değerlendirilerek temin edilen 03/11/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu dikkate alınarak; davacıların davasının kabulüne, davacı ... için 13.797,02-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davacı ... için 6.635,89-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı Güvence Hesabı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf sebepleri; kaza sonrasında davacıların başvurusu üzerine davacıların 07/11/2013 tarihinde 9.382,00-TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme karşılığında ibraname alındığı, ibraname tarihinden itibaren KTK.111/2.maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin bulunmaktadır.2918 Sayılı KTK'nun 111. maddesi gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Kanunun bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Kanunda belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, res'en dikkate alınması gerekir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04/05/2017 tarih ve 2014/23349 E., 2017/4992 K. sayılı kararı).Davacılar tarafından kaza sonrasında Güvence Hesabına başvuru yapılmış ve Güvence Hesabınca 07/11/2013 tarihinde davacılara toplam 9.382,00-TL ödeme yapılmış, karşılığında makbuz ve ibraname alınmıştır.Dosya arasında bulunan "Makbuz ve İbraname" başlıklı belge incelendiğinde, ibranamenin 30/05/2013 tarihli kazada ... vefatı nedeniyle ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava tarihi 08/06/2016 olup Güvence Hesabınca yapılan ödeme üzerine alınan ibraname tarihinden itibaren KTK.111/2.maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış bulunmaktadır. Bu itibarla davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması nedeniyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın usûlden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabûlüne karar verilmesi hatalı bulunmaktadır. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK.353/1-b/2 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davacılar tarafından açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usûlden reddine karar verilmesi şeklinde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.