3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2020/4135 E. , 2020/5596 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
1.Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine, 5271 sayılı CMK'nin 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarih, 2014/261 Esas - 2016/17 Karar sayılı ilamında,5237 sayılı TCK'nin 102/1-3-d maddesi uyarınca cinsel saldırı ve 5237 sayılı TCK'nin 116/4, 119/1-a, 43/2-1 maddeleri uyarınca nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından beraat ettiği ve 5237 sayılı TCK'nin 125/1. ve 129/3. maddelerinde tanımlanan hakaret suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, cinsel saldırı ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının uzlaştırma kapsamında bulunmaması ve uzlaştırma kapsamında bulunan hakaret suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesi gereğince hakaret suçu hakkında soruşturma aşamasında yapılan uzlaştırma önerisinin geçersiz olduğu anlaşılmakla, mahkemesince ihbara konu ilam hakkında uzlaştırma yapılıp yapılmadığı araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Mağdur hakkında Salihli Devlet Hastanesince düzenlenen 17.06.2008 tarih ve 3564 sayılı genel adli muayene raporunda ''sol alın yanda 6 cm.lik kesi, sol göz yanında 5 cm.lik kesi, çene sol altında 1 cm'lik kesi mevcut, hayati tehlikesi yoktur. BTM ile düzelir. Kati rapordur.'' şeklinde tespitlere yer verildiği, raporun yüzde sabit iz konusunda yeterli açıklama içermediği gibi ayrıca bu hususta rapor alınmadığı anlaşıldığından, mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, film ve grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevkedilerek yaralanmasının yüzünde sabit ize neden olup olmadığı hususunda duraksamaya yer vermeyecek ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Sanığın kardeşi olan mağduru 5237 sayılı TCK'nin 6/1-f. maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçak ile yaraladığının iddia ve sanık tarafından aşamalarda kabul edilmesi karşısında, yaralama eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 86/3-a-e maddeleri kapsamında kaldığı dolayısıyla birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesince temel cezaya hükmedilirken 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK'nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4.Karşılıklı yaralama suçlarının işlendiği olayda, tarafların olayın çıkış sebebini ve gelişimini farklı şekilde anlattıkları, bağımsız görgü tanığının da bulunmadığı anlaşılmakla, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halde sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (1/4) uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışmasız bırakılması,
5.Sanık hakkında verilen adli para cezaları yönünden, 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse,
Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkındaki hükümlerde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
6.Sanık hakkında verilen hapis cezası yönünden, 5237 sayılı TCK'nin 53/1. maddesi uygulanmamış ise de, hak yoksunluğu kasıtlı suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olup,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi hususu da gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 02.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.