16. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2017/6170 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/04/2017
NUMARASI : 2015/1151 2017/498
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine çeke dayalı takip başlattığını, söz konusu çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, zira müvekkiline ait işyerinde 04/08/2015 tarihinde meydana gelen hırsızlıkta çek koçanlarının çalındığını, icra hukuk mahkemesinde imza itirazında bulunduklarını belirterek müvekkilinin çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluştuğunda davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, çekin, paranın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, müvekkili ile çekte lehtar olan davacı arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını, müvekkilinin çeki ciro yoluyla aldığını, dolayısıyla imzanın sıhhatli inceleme imkanının olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacının dava konusu çekte lehtar olduğu, çekteki lehtar imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne, icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yolundaki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekili, istinaf sebebi olarak; davada hem menfi tespit hem de hakları oluştuğunda çekin/paranın istirdadını istediklerini, ayrıca kötüniyet tazminatı da talep ettiklerini, 6.İcra Hukuk Mahkemesi'nde alınan bilirkişi raporunun menfi tespit davasında esas alındığını, menfi tespit talebinin kabul edildiğini, ancak tazminat talebinin kabul edilmediğini, istirdat talebinin de gözardı edildiğini, çekle ilgili olarak ödeme yasağı kararına rağmen davalı şirketin çeki bilerek icra takibine konu ettiğini, davalının basiretli davranmadığını, bankaya durumu sormadığını, dolayısıyla kötüniyetli takip yaptığını, çek bedelinin müvekkiline istirdadı gerektiğini, yine kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğini, bu yönlerden kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı tarafından davacı ve diğer dava dışı kişiler aleyhine çeke dayalı olarak toplam 12.324,60 TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatıldığı, ayrıca 23/11/2015 tarihinde dava dışı borçlulardan ... Ltd.Şti tarafından 15.197,58 TL yatırıldığı görülmüştür. Mahkemece 25/11/2015 tarihinde icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmüştür. Mahkemece, ayrıca 20/10/2016 tarihli ara karar uyarınca; icra dosyasına yatacak hiçbir paranın alacaklıya ödenmemesi hususunun icra dosyasına bildirilmesine karar verildiği görülmüştür. İstanbul 6.İcra hukuk Mahkemesi'nin 2015/1524 Esas, 2016/646 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacının, davalı aleyhine takip nedeniyle imzaya itiraz davasını açtığı, yapılan yargılama sonunda bilirkişiden alınan rapor gerekçe yapılarak itirazın kabulüne ve davacı hakkındaki takibin 02/06/2016 tarihinde durdurulmasına karar verildiği, karar yönünden temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle 25/10/2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İcra Hukuk Mahkemesi'nde verilen tedbir nedeniyle davacının 2.225,00 TL'lik teminat yatırdığı görülmüştür. Mahkemece hüküm fıkrasının 2.bendinde; icra dosyasına yapılan ödemenin keşideci tarafından yapılmış olması, imzaların istiklali gereği davacı lehtarın kaşe altındaki imza kendisine ait değil ise de, keşidecinin hamile karşı sorumluluğu devam ettiğinden mahkemenin 25/11/2015 tarihli kararıyla verilen ve 20/10/2016 tarihli kararıyla icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde açıklaması yapılan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu hususta derhal icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verildiği görülmüştür.
GEREKÇE
Dava, takibe konu çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti, şartları oluştuğunda davaya istirdat davası olarak devam edilmesi, çekin, paranın davalıdan alınarak davacıya verilmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, takip ve dava konusu çekin müvekkiline ait işyerinden çalındığını, çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, icra hukuk mahkemesinde imza incelemesi yönünden alınan rapor hükme esas alınarak davacının menfi tespit istemi kabul edilmiş, ayrıca paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinafı, takip dosyasına ödenen çek bedelinin müvekkiline istirdadı ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yöneliktir. Mahkeme, istirdat istemi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiş olup bu durum usule aykırıdır. Kötüniyet tazminatı talebi konusunda ise davacının talebi reddedilmiştir. Dava dosyasının içinde bulunan takip dosyası fotokopisinin incelenmesinde, alacağın dava dışı çek borçlularından ...Tic. Ltd. Şti tarafından icra dosyasına ödendiği görülmüştür. Davacının çekin ya da icra dosyasına yatırılan paranın istirdadı istemi ise yerinde değildir. Zira davacı taraf, dosya içeriğinde çekin yetkili hamili olduğunu ve bu çekin rızası dışında elinden çıktığını usulüne uygun delillerle kanıtlayabilmiş değildir. Tek başına çekteki ciranta imzasının davacının eli ürünü olmaması çekin rıza dışı davacı elinden çıktığını ispatlamaya yeterli değildir. Dolayısıyla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Öte yandan davacı ile davalı arasında dava dışı başka cirantalar bulunduğundan davalının takibinde kötüniyetli olduğu hususu ispatlanamamış olup bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde değildir. Re'sen bağlamında yapılan değerlendirmede ise mahkemenin istirdat talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar vermemesi usule aykırı olup bu husus dairemizce yeniden verilen hükümde dikkate alınmıştır. Öte yandan icra hukuk mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olup bu mahkemelerce imza incelemesi yönünden verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu mahkemede yapılan imza incelemesine dair raporun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bu husus davalı tarafça istinafa konu edilmediğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Hal böyle olunca davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiş, kazanılmış haklar da gözetilerek re'sen bağlamında ve HMK'nun 353/1-b-2-3 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.