44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/869
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/04/2021
NUMARASI: 2019/1068 E. 2021/385 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Söz. Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2021
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, taraflar arasında imzalanan alt imtiyaz sözleşmesinin feshinden kaynaklanan cari hesap alacağı nedeniyle yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk Derece Mahkemesince; ''...16/04/2021 tarihli duruşmada duruşma saati olan 10:33'de olduğu ayrıca duruşmanın 11:10 da yapılmasına rağmen davacı vekilinin duruşmada hazır bulunmadığı, anlaşıldığından davanın 2. Kez müracaata bırakıldığından Açılmamış sayılmasına karar verilmiş, basit yargılama usulüne tabi bir davada yenilendikten sonra dosyanın tekrar takipsiz bırakılması açıkça açılmamış sayılma nedenidir.Davalı tarafın ise duruşmada davayı takip etmeyeceğini beyan ettiği görülmekle davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' şeklinde karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İş için şehir dışında olması, işlerinin planlama dışında uzaması ve teknik aksaklıklardan dolayı mazeret dilekçesi gönderemediklerini, 6100 Sayılı HMK'nın 150/6.maddesi uyarınca ikinci kez duruşmaya gelinmemesi durumunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmeyeceğini, davanın ancak üçüncü kez takipsiz bırakılması halinde mevcut kararın verilebileceğini, kararın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava dosyasının, 13.07.2020 tarihli ve 16.04.2021 tarihli celselerde işlemden kaldırıldığı hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nun 7251 sayılı kanun ile değiştirilmeden önceki haliyle 4/2.maddesi uyarınca, miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Eldeki davada da miktar itibariyle basit yargılama usulünün uygulanması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4 maddesi ise; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmünü içermektedir. Somut olayda, dosyanın 13.07.2020 tarihli ve 16.04.2021 tarihli celselerde işlemden kaldırıldığı, Mahkemece, yukarıda içeriği belirtilen 6100 Sayılı HMK'nun 320/4. maddeleri gereğince davanın 2. kez takipsiz bırakıldığı 16.04.2021 tarihli celsede “davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiği, kararın isabetli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.