(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/22988 E. , 2013/6412 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
...
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, aracını satmak için gazeteye ilan veren katılanı arayarak işyerine gelmesini sağladıktan sonra aracın satın alınması konusunda 24.750 YTL karşılığı anlaşıp protokol yaparak 100 YTL kapora verdiği, birkaç gün sonra aracın temiz kağıdı ve satış için noterden çıkartılmış vekaletnamenin katılan tarafından sanığa verildiği, sanığın aracı baktıracağını beklemelerini söyleyerek işyerinden ayrıldıktan sonra geri gelmediği, telefonla arayan katılana söylediği bankada da bulunmadığı, müştekinin dolandırıldığını anlayıp noterden azilname çıkarttığı, ancak aracın daha önce vekaletnameye dayanarak başkasına devredildiği, olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tekerrüre esas alınan mahkumiyet ilamına ilişkin adli sicil kaydındaki bilgiler karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 180 gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer olan 180 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı yasanın 52.maddesine göre sonuç adli para cezasının 100 TL'ye indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.