Esas No
E. 2011/13178
Karar No
K. 2012/37386
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

15. Ceza Dairesi

E. 2011/13178 K. 2012/37386 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/13178, K. 2012/37386, T. 18.11.2005
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/13178
Karar No
2012/37386
Karar Tarihi
18.11.2005
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

15. Ceza Dairesi         2011/13178 E.  ,  2012/37386 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suistimal
HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

A-Mağdur ... vekili tarafından yapılan temyiz itirazına yönelik incelemede;

Mağdur ... ve vekilinin 05.05.2006 havale tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçmesi karşısında katılan sıfatını yitiren mağdurun hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, mağdur vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi gereğince REDDİNE,

B-Katılan ... vekili ve sanık müdafii tarafından yapılan temyiz itirazına yönelik incelemede;

Somut olayda; sanığın çalıştığı ...,Döviz AŞ'ye ait paraları kendi adına açılan ve fakat şirket için kullanılan banka hesabına yatırdığı, olay tarihinde iki farklı bankadaki hesaplarda bulunan toplam 240.000 USD ile yine aynı ... yerinde çalışan kasa görevlisi ...'ın kasasında bulunan ... yerine ait paraları alması şeklinde gerçekleşen olayda hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin suçun sabit olmadığına; katılan vekilinin hırsızlık suçunun oluştuğuna ve alt sınırdan uzaklaşılarak daha fazla ceza tayini gerektiğine dair temyiz itirazlarının reddine; ancak, Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda kısa aralıklarla aynı suçu birden fazla işlediği anlaşılmakla, cezasının 5237 sayılı TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca artırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2012 gününde mağdur ... vekilinin temyizinin reddine ilişkin oybirliğiyle, katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri ile ilgili bozma yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY :

Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2006 tarihli iddianamesiyle; sanığın, Konya Döviz Anonim Şirketinde çalıştığı sırada şirket yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından verilen vekaletname ve sözlü talimatlar üzerine değişik bankalarda bulunan şirkete ait hesaplara para götürüp yatırdığı ve istendiğinde de para çektiği, iki bankadan döviz bürosuna götürmek üzere yaklaşık 240.000 doları çektiği halde büroya götürmeyerek kendisine mal edindiği, ayrıca aynı işyerinde baş veznedar olarak çalışan şikayetçi ...'ın kasasından 20.000 TL ile 20.000 amerikan dolarını çaldığından bahisle TCK.nun 155/2, 142/1-b. maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.

Yapılan yargılama sonunda, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu oluşturduğundan bahisle TCK.nun 155/2. maddesi ile 2 yıl hapis ve 1000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hırsızlık suçundan ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına dair kurulan hükümler her iki katılan vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir. Katılan ... vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde, katılan ... hakkında verilen katılma kararının geçerliliği, zarar görme durumu, katılan ...'e yönelik işlenen suç olup olmadığı, katılan ile sanık arasındaki ... ilişkisi, sanığın suç kastının tartışılması gerekir.

KATILMA KARARI - Katılan ... yönünden, mahkemece verilen katılma kararının hukuken geçerli olup olmadığı ve dolayısıyla hükmü temyiz etme hakkı bulunup bulunmadığının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 gün ve 4-155/80 sayılı kararındaki açıklamalar dikkate alınarak irdelenmesinde fayda vardır. Anılan kararda, "5271 sayılı CYY’nın 237. maddesinin 1. fıkrasında; "Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar ... şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler” hükmü ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup halinde belirtilmiştir.

Anılan düzenleme 1412 sayılı CYUY’nın 365. maddesindeki, “suçtan zarar görenler, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilirler” hükmü ile paralellik göstermekte ise de, yeni hükme önceki yasada yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdurda eklenmek suretiyle, madde, öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Yasada “suçtan zarar görmek” kavramı açıklanmamış olmakla birlikte, bu kavram, “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olma hali” olarak anlaşılarak uygulanmış ve buna bağlı olarak dolaylı veya olası zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir." denilmektedir.

Şikayetçi ... 23.12.2005 tarihli şikayet dilekçesi ve polise verdiği ifadesinde, 18.11.2005 günü akşamı kasa sayımının şirket yetlilisi olan ...tarafından yapıldığını, herhangi bir eksiği olmadığını, hesapların tuttuğunu, sanığın bu sayımdan sonra kasada bulunan paranın 42.000 dolarını çaldığını, şirketle yaptığı ... sözleşmesine göre kasanın kendi sorumluluğunda bulunduğunu ve çıkacak her türlü açığın maaşından tahsil edileceği belirtildiğinden oluşan zararın kendisinden istendiğini, bu nedenle suçtan zarar gördüğünü söylemiş, duruşmada da sanığın kasadan aldığı paranın maaşından kesildiğini beyan etmiştir.

Bu açıklamalar doğrultusunda, şirkette malen sorumlu olan şikayetçi ...'in suçtan zarar görmesi ihtimaline göre davaya katılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık konusu; sanığın, bankalarda bulunan şirkete ait paraları mal edinmesi ve katılan ...'in sorumluluğunda bulunan kasadan para alınması şeklinde subut bulan eylemlerinin, zincirleme tek suç mu, yoksa iki ayrı suç mu oluşturduğunun saptanmasından ibarettir. İddianamede, katılana yönelik eylem hırsızlık olarak nitelendirildiği halde, mahkemece emniyeti suistimal olarak değerlendirilmiştir. Olayın çözümünde, TCK.da yer alan suçların içtimaı hükümleri göz önünde tutulmalıdır.

SUÇLARIN İÇTİMAI - 5237 sayılı TCK.nunda esas kural gerçek içtimadır, bu konu Adalet Komisyonu raporunda “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.” biçiminde belirtilmektedir, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilmesi gerekir. Yasada, "Zincirleme suç" tanımının yapıldığı 43.madde gerekçesi şöyledir; "Zincirleme suç halinde aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza verilmekte ve fakat cezanın miktarı artırılmaktadır. Bir suçun aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi halinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Buna göre, örneğin, bir otoparkta bulunan otomobillerin camları kırılarak radyo teyplerin çalınması durumunda, her bir kişiye ait otomobildeki hırsızlık, bağımsız bir suç olma özelliğini korur ve olayda cezaların içtimaı hükümleri uygulanır. Maddenin ikinci fıkrasında, bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenen suçlardan dolayı sorumlulukla ilgili bir içtima hükmüne yer verilmiştir.

Örneğin bir sözle birden fazla kişiye sövülmüş olması durumunda, her bir mağdur bakımından ayrı sövme suçları değil, bir sövme suçu oluşur. Ancak, bu durumda suçun cezası birinci fıkrada belirtilen oranlarda artırılır." biçiminde anlatımda bulunulmuştur. AYRI BİR SUÇ OLUŞMUŞTUR - Katılan ...'e yönelik gerçekleştirilen eylem ayrı bir suç oluşturur. Çünkü; a-katılanın kişisel zararı vardır, b-suç tipi farklıdır, c-gerçekleşen olaylar farklıdır.

A-KİŞİSEL ZARAR – Katılan, şirketle yaptığı ... sözleşmesi uyarınca, kasada eksilen paradan şirkete karşı şahsen sorumludur. Kasa sayıldıktan sonra kasaya para giriş-çıkışı katılanın bilgisi dahilinde yapıldığından paralar onun zilyetliğine verilmiştir. Cumartesi akşamı, kasanın sayılmasından sonra alınan para nedeniyle kasanın eksiye düşmesinden yani, kasada olması gereken paradan daha az para bulunmasından tamamen katılan zarar görmüştür ve bu kişiye yönelik bir suç işlenmiştir.

B-SUÇ TİPİ - Sanık ile katılan ... arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmaması dikkate alındığında TCK. nun 155/2. maddesinin uygulanma koşulları yoktur, Yasadaki hırsızlık suçu oluşmuştur. Bu nedenle, şirkete karşı işlenen suçun cezasının düzenlendiği TCK.nun 155/2.maddesi uygulandıktan sonra aynı Yasanın 43.maddesinin tatbiki mümkün değildir. Mağdurlar farklı, suçlar farklıdır. Eylemler nedeniyle, şirket ve katılan ...'in zarar gördüğü kabul edilmesi karşısında; suç birden fazla işlenmiş ancak farklı mağdurlar olduğundan 43/1.madde uygulanamaz. Yine, 43/2. maddesindeki aynı suçun tek bir fiile birden fazla kişiye karşı işlenmesi durumu da yoktur.

C-OLAYLAR VE MAĞDURLAR FARKLIDIR - İddianamede iki ayrı olay anlatılmaktadır. Bankalardan çekilen paraların şirkete verilmeyip mal edinilmesi TCK.nun 155/2, 43.maddesindeki suçu oluşturacağı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Peki, şirkette baş veznedar olarak çalışan ...'ın sorumluluğunda olan kasadan para alınması eylemi ile ilgili ayrı bir dava açılmış olsaydı durum nasıl değerlendirilecekti. Kasadan alınan parayı ödemek zorunda kalan ... ..., suçtan doğrudan zarar görmesi nedeniyle katılan sıfatını aldığı halde; suçun bu kişiye yönelik değil şirkete karşı işlendiği mi kabul edilecekti. Hayır, sanığın, kasadan parayı katılanın rızası dışında alması katılana yönelik hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Kasadaki paralar üzerinde, katılanın şahsen sorumluluğu ve tasarruf yetkisi bulunması nedeniyle sanık kayıtlar dahilinde hareket etmek durumundadır. Kasadan, katılanın rızası ile para alabilir. Katılana haber vererek para alması durumunda, katılan kasadaki eksiklikten sorumlu tutulmayacak ve bir zararı da olmayacaktır. Sanık pazartesi günü işe gelmediğinde, katılan cumartesi günü kasadan sanığa para verdiğine ilişkin kasa çıkış kayıtlarını gösterecek ve böylece hiç bir zararı doğmayacak, kasadan çalınan parayı tazmin etme durumunda kalmayacaktı. Sanığın, katılana haber vermeden kasadan para almasındaki amacı aldığı parayı katılana ödettirmektir. Zira, katılan kasadaki eksikliği tazmin etmek zorundadır. Dolayısıyla, kasa sayıldıktan sonra katılanın zilyetliğinde olan paranın alınması eylemi ayrıca hırsızlık suçunu oluşturur.

SONUÇ OLARAK;

1.Sanığın, şirkete yönelik işlediği suç ile ilgili kurulan hüküm onanmalıdır. Sanığın, farklı bankalarda bulunan şirkete ait paraları değişik tarihlerde çekip şirkete vermemesi eylemleri nedeniyle TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca cezanın artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamalı ve mahkemece TCK. nun 155/2. maddesi ile teşdiden 2 yıl ceza verildiğine göre 43/1. maddesi ile sonuç ceza 2 yılın üzerinde olacağı dikkate alınarak CMK.nun 231. maddesi yönünden bozma kararı verilmesi mümkün değildir.

2.Sanığın, katılan ...'a yönelik işlediği suç ile ilgili olarak ise, bozma kararı verilmelidir. Sanığın, katılanın zilyetliğinde bulunan kasadaki parayı katılana haber vermeden alması eylemi hırsızlık suçunu oluşturması nedeniyle ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması gerekir. Bu itibarla, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde TCK.nun 155/2, 43.maddelerindeki suçu oluşturduğuna ilişkin bozma kararı veren sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog