(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/452
- Karar No
- 2013/13930
- Karar Tarihi
- 24.09.2013
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/452 E. , 2013/13930 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; ... Bedensel Engellileri Destekleme Derneği başkanı olan sanığın, şirket yetkilisi şikayetçiyi telefonla arayarak kendisini Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında görevli olarak tanıtıp dernek adına para istediği, bu durumdan şüphelenen şikayetçinin durumu polise bildirdiği, polisin şikayetçinin ... yerinde aldığı tertibat üzerine sanık tarafından gönderilen temyiz dışı sanık ...'nün ... Bedensel Engellileri Destekleme Derneği adına düzenlenmiş 200 TL'lik makbuzu şikayetçiye verdiği sırada yakalandığı, sanığın hileli sözlerle dernek tüzel kişiliğini aracı kılarak menfaat temin etmeye çalıştığı anlaşıldığından, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; 5271 sayılı CMK'nın 324/1 ve 326/2.maddeleri uyarınca, iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların, sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, geriye kalan ortak yargılama giderlerinden eşit şekilde sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yargılama giderleri ile ilgili bölümdeki “müteselsilen” ibaresinin çıkarılıp yerine “eşit olarak” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.