15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2011/13934 E. , 2012/38017 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olaya gelince;
Sanık ...'ın Ankara'da ikamet eden asker arkadaşı katılana telefon açarak bir yakınının ev temelinde küp içinde 2.000 adet altın bulduğunu, bu altınları Ankara'da bozdurup bozduramayacağını sorduğu, sanık ...'ın önce katılana numune olarak 1 adet altını kargo ile gönderdiği, katılanın söz konusu altını kuyumcuya gösterdiğinde altının gerçek olduğunu anlaması üzerine İzmir ilinde buluşmak üzere Ankaradan yola çıktığı, 09/10/2005 tarihinde İzmir ilinde biraraya geldikleri sanık ... ın diğer sanık ... i katılana eniştesi olarak tanıttığı, sanıklar ... ve ...nın katılanın aracına bindikleri ve arabanın içerisinde sanıkların lacivert çantayı göstererek içinde 2000 adet altın olduğunu söyledikleri ve içerisinden 1 adet planladıkları şekilde gerçek altını çıkararak katılana gösterdikleri ve içinde sahte altınlar bulunan lacivert renkli çantayı verdikleri, katılanın da temin ettiği 12.000 YTL parayı sanıklara verdiği, sanık ... in teyzesinin evine giderek çamaşır alacağı bahanesiyle katılanın yanından ayrıldıkları, daha sonra katılanın çantayı açtığında altınların sahte olduğunu anladığı, aracı ile sanıkların peşinden gittiğini ancak bulamadığı şeklinde gelişen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Gerekçeli kararın başlık bölümünde suç yeri gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK'nun 232/2-c maddesine aykırı davranılmış ise de bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanıkların sorgularının yapılması için yazılan İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin talimat müzekkeresinde “duruşmada vareste tutulmayı talep ettiğinde kendisine CMK 147/1 maddesi gereğince yasal hakları hatırlatılarak sanıkların müdafiileri huzurunda sorgu ve savunmalarının tespitine” denildiği Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların 147 ve 191 maddedeki yasal haklarının hatırlatıldığı ve talimat evrakı, iddianame ve ekleri okunduğu ve sanıkların da müdafiileri huzurunda savunmalarını yaptıkları gözetildiğinde tebliğnamedeki 5271 sayılı CMK'nın 196. Maddesi uyarınca duruşmadan vareste tutulmayı isteyip istemedikleri sorulmadan sorguları yapılmak suretiyle savunma haklarının Kısıtlandığı gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. A- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
1.Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde 5237 sayılı TCK.nın 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 365 gün olarak tayin edilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi 1. fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmesi, 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca kurulan hükümde yer olan 365 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı yasanın 62.maddesi uygulanması ile adli para cezasının 4 güne indirilmesi, 52/2. maddeye göre de sonuç adli para cezasının 80 TL olarak tayini, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
1.Hükümden sonra 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesi gereğince, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması
3.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde 5237 sayılı TCK.nın 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 365 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.