(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/793
- Karar No
- 2013/13965
- Karar Tarihi
- 24.09.2013
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2012/793 E. , 2013/13965 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Sanıklardan ...'ın, şirket yetkilisi olmadığı halde, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş adına, 01.01.2006 düzenleme tarihli, 491.000 TL (dört yüz doksanbirbin) bedelli, diğer sanık ... emrine bono düzenleyip imzalayarak ... ...'a verdiği, sanık ...'in de sahte düzenlenen bonoya dayanarak, katılanın temsilcisi olduğu şirket aleyhine Van 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/4112 numaralı dosyası ile 21.06.2007 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatması üzerine katılan tarafından Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne menfi tespit davası açıldığı, bu dava kapsamında suça konu senet üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucunda düzenlenen 10/03/2008 tarihli bilirkişi raporuna göre, senedin düzenleme tarihinin ay hanesindeki “2” rakamının mükerrer geçişlerle “1” rakamı olarak değiştirilerek, düzenleme tarihinin 01.01.2006 tarihine dönüştürülmek suretiyle tahrifat yapıldığının bildirildiği iddiasıyla, sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yapılan yargılama sonucunda; Van Ticaret Sicil Memurluğu’nun 22/10/2007 tarih ve 2007/4273 sayılı cevabi yazısına göre; suça konu senedin düzenleme tarihinde, sanık ...'ın babası ...'ın ... Sanayi ve Ticaret A.Ş yönetim kurulu başkanı ve şirketi temsile yetkili olduğu, sanık ...'in ise aynı tarihlerde şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, şirketi temsile yetkili ...'ın, Van 2. Noterliğinin 27/12/2005 tarih ve 11793 yevmiye nolu genel vekaletnamesi ile sanık ...’a şirketi temsil etme, evrak ve çekleri imzalama hususunda yetki verdiği, sanığın da bu yetkiye dayanarak suça konu senedi keşide ederek, şirket adına diğer sanık ... ...'tan alınan borçlar karşılığında verdiği, şirket hisselerini 25/05/2006 tarihinde noter kanalıyla devralan katılan ... ile sanık ... arasında düzenlenen 23/05/2006 tarihli protokolde şirketin gelir gider durumlarının ayrıntılı olarak yazıldığı, suça konu bononun protokolde belirtilmediği görülmüş ise de, şirketin protokolde belirtilen borçları haricinde herhangi bir borcun sonradan çıkması halinde, protokol gereğince satıcı olan ...’ın bu borçlardan sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle katılanın takibe maruz kaldığı senetten kaynaklanan borcu, anılan protokol gereğince sanık ...’e her zaman rücu edebileceği, suça konu senedi takibe koyan sanık ... ... vekili tanık ...'ın beyanlarından anlaşıldığı üzere senedin düzenleme tarihinin ay hanesindeki “2” rakamının takip talebi esnasında, icra memuru tarafından okunaklı olmamasından dolayı sehven “1” olarak düzeltildiği, bunun dışında senette herhangi bir tahrifatın bulunmadığı, 01/01/2006 ve 01/02/2006 tarihlerinin her ikisinde de senedi düzenleyen sanık ...'in senet keşide etme yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından, sanıkların cezalandırılmalarına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 24/09/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.