(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2011/17646 E. , 2012/45304 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1.Sanığın, katılan ile birlikte ortağı bulunduğu ... Petrol Ticaret Ltd Şti’nde 15/07/2005 tarihi itibari ile şirketi temsile birlikte yetkili olduklarına dair karar alınıp ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı halde, 25/08/2005 tarihinde şirkete ait 1996 model otomobili ...
10.Noterliği'nde, daha önceden alınmış sanığın şirketi temsile tek başına yetkili olduğuna dair 08/05/1991 tarihli imza sirkülerini ibraz ederek satması ve bedelini şirkete aktarmak yerine uhdesinde tutması şeklinde gelişen olayda,
Şirketin kurucu ortağı olan sanığın suça konu aracı katılanın şirkete ortak olmasından evvel haricen sattığını, noterde devrin yapıldığı gün katılanın da bulunduğunu ve durumdan haberdar olduğunu söylemesi, aracın devrini alan tanık ... ...'nin de aracı noter devrinden önce haricen satın alıp kullandıklarını beyan etmesi, suçlamayı kabul etmeyen sanığın savunmasının yeterince araştırılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sanığın aracı haricen sattığını söylediği şahıs ile aracı noterde devralan tanık ... ...'nin aracı satın aldığı şahsın kimlik bilgilerinin belirlenerek aracı hangi tarihlerde kullandıklarının bu bağlamda aracın sanığın savunmasında belirttiği şekilde katılanın ortaklığa girdiği tarihten evvel haricen satılıp satılmadığının tespiti, katılanın ve noterdeki devir esnasında hazır bulunan sanığın kızının beyanlarına başvurularak katılanın noter devrinden haberdar olup olmadığının araştırılıp tespitinden sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2.Noterliğin bir kamu hizmeti olmasına rağmen 5237 Sayılı TCK.nun 158/1-d maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde olmaması, şirket yöneticisi olan sanığın otomobili satarken şirketin ticari faaliyetleri çerçevesinde hareket ediyor olmaması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK.nun 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
3.Katılan vekilinin soruşturma safhasında dosyaya sunduğu dilekçesinde aralarındaki ihtilafı anlaşma ile neticelendirdiklerini belirtmesi, katılanın da savcılık ifadesinde bu hususu teyit ederek zararının karşılandığını belirtmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/1 maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.