(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2011/8588 E. , 2011/20143 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R
Davacı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince 18 nolu parselde inşaa ettikleri binadan kendilerine intikal eden 10 adet daireyi davalılardan Haluk'a 10.5.2007 tarihinde sattıklarını, taşınmazların tapusunun davalı ...'un isteği ile diğer davalı ...'a devir edildiğini ancak satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, dairelin tapularının iptali ile adına tesciline mümkün olmazsa satış bedelinden şimdilik 100.000 TL.nin müteselsilen ödetilmesini istemiştir. Davalı ..., davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de davacının taahhüdüne rağmen inşaatı tamamlamadığından eksik ... bedeli ve kira kaybı bedelinin tahsilini talep etmiş, diğer davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş, cevap da vermemişlerdir. Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde ... Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. 2011/8588-20143
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda tüketici, “bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlandığına göre; bu tanımdan hareketle tüketici kavramının unsurları; tüketicinin bir mal veya hizmeti edinmesi, yararlanması veya kullanması; gerçek veya tüzel kişi olması; işlem yaparken amacının ticari veya mesleki olmaması ve son olarak konut ve tatil amaçlı taşınmaz alımlarında kullanım amacını taşıması olarak sayılabilir.
O halde her konut alacının tüketici olarak kabulü mümkün değildir. Yasanın lafzından da anlaşıldığı üzere, tüketici olarak kabul edilmenin ilk koşulu, ticari veya mesleki olmayan bir amaçla hareket edilmiş olmasıdır.Böyle olunca, bir malı olduğu gibi ya da işleyerek bir başkasına satanlar, çıkar karşılığı devretmek üzere satın alanlar, yine bir mal veya hizmeti mesleki veya ticari amaçlarla satın alanlar tüketici sayılamayacaklardır. Burada mal herhangi bir şekilde ticari hayata geri dönmemektedir.
Öyle ise ; bir mal veya hizmeti, kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alanların tüketici kabul edilmeyecekleri kuşkusuzdur . Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... temyiz itirazında, dava konusu 10 adet daireyi yatırım amaçlı olarak satın aldığını açıklamıştır. O halde, davalı tarafın anılan taşınmazları ticari amaçla edindiği, bu işlemin tüketici işlemi olmadığı gibi, davalının da tüketici sıfatını taşımadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. YHGK'nun 30.6.2010 gün ve 2010/14-358 esas ve 2010/353 kararı da aynı nitelikte olup, dava olunan miktara göre davaya bakmaya genel mahkeme görevli olduğundan işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.